ALBERT SOLİNO AKADEMİ

Albert Solino akademi, günümüz iş hayatının masaya yatırılması ile birlikte ortaya çıkan eleştiriler sonucunda gelişen bir fikirdir. Dünyada ve ülkemizde genel olarak teorik eğitim güzel bir şekilde veriliyor ve bu yönde çok ciddi kurumlar ve kuruluşlar mevcutta var ancak değişen dünya düzeni ve teknoloji ile beraber aslında bu kurumların gerçekten iş gücü piyasasına insan yetiştirme noktasında ciddi eksiklikleri olmaya başladığını görüyoruz. İş hayatı çoğu insanın mezun olduktan sonra alışık olmadığı bir düzendir ve eğitim kurumlarında genellikle iş hayatına yönelik değil yıllardır süregelen eğitim sisteminin devamı verilmektedir. Oysa ki üniversite iş hayatına en yakında duran eğitim seviyesidir. Bir insanın genel olarak belli bir yaştan sonra hayat planlaması şu şekildedir; İlkokul, ortaokul, lise, üniversite ve iş hayatı. Burada üniversite, iş hayatına son basamaktır. Fakat okul hayatı iş hayatına homojen bir şekilde işlenmediğinden dolayı çoğu insan mezun olduktan sonra bocalamaktadır. Bunun en büyük sebeplerinden biri teorik olarak bilgiye sahip fakat pratikte eksik olmasıdır.

Albert Solino Akademi nasıl hayata geçti?

Üniversiteden mezun olduktan sonra bir diploma veriliyor ve o diplomada örneğin makine mühendisi yazıyor. Bu mutluluk verici tabi ki, 4 yıl okuduktan sonra okul bitince birden mühendis olunuyor ve imza yetkisi veriliyor. Bu demek oluyor ki, makine mühendisliği diploması ile örneğin bir binanın mekanik tesisatı ile alakalı proje yapıldı ya da yapı denetim şirketlerinde makine mühendislerinin de imzası gerekiyor, o projeleri imzalama yetkisi sunuluyor ama düşünüldüğünde, 4 yıl okunmuş fakat o projelerle alakalı hiç bir şey bilinmiyor. Teorik olarak birçok şey öğrenildi, okulda gerek başarı belgeleri ile gerek onur belgeleri ile ama baktığımızda o imza yetkisinin doğru bir yetki olarak verilememesi gerektiğini görüyoruz. Çünkü diploma sahibi daha o yetkinliklere sahip değil. Dolayısıyla diploma, bugün dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun olunduğunda o meslek hakkında çok fazla bilgi sahibi olunmadan veriliyor. Kurumlara baktığımızda o mühendislik diplomasını koşul sayılıyor. Halbuki o diploma başlı başına karşı tarafın iş yapabilmesi hakkında çok fazla bir veri sağlamıyor. Projelere imza atılabilmesi için 2-5 yıl o projelerde çalışılmış olunması ve bazı şeylerin ispatlamış olması gerekiyor. Bu noktada eğitim kurumlarının vermiş olduğu bir takım sertifikalar ve diplomalar değerli şeyler tabi ki ama günümüzün gerçekliği ile bağdaşmadığını, günümüzde sırf o diplomaya sahip olmakla imza yetkisinin verilmesinin doğru olmadığını görebiliyoruz. Buna rağmen, 15 senelik geçmişe dayanan eğitim sistemi aynı şekilde devam etmektedir. Değerli kurumların ve değerli üniversitelerin, aslında bireyleri günümüzün pratik anlamda ki koşullarına tam olarak hazırlamadığını görmek lazım.

Örneğin yazılım mühendisliğinden mezun bir kişinin kod bilgisi dahi olmayabiliyor. Grafik Tasarımı bölümü mezunu biri ilk işine kadar tasarım ile alakalı belki de doğru düzgün bir çizim programı bile öğrenmemiş ve diplomasını alabilmiş olabiliyor. Bu şekilde verilebilecek birçok örneğin ışığında biraz eleştirel bakılarak yetkinliklerin geliştirilebilir olduğu bilincine erişilebilmesi lazım ki şirketlere değer katabilecek adaylar gelişsin ve şirket bu değer ile başarıya ulaşabilsin.

Albert Solino Akademi’de ilk fark edilen şey; üniversitede veya eğitim kurumlarında verilen eğitimler genelde teorik olarak veriliyor ve bir şeyi öğretiyor; oda öğrenmeyi öğrenmek. Herhangi bir konu hakkında nasıl bilgi sahibi olunur. O konu hakkında bilgi sahibi olduktan sonra nasıl uygulamaya dökülür gibi tecrübeleri kazandırıyor. Öğrenmeyi öğrenmek, her şeyin başlangıcıdır fakat genelde tamamlanmışlık algısı oluşturur ve sonmuş gibi algılanır. Oysa ki öğrenmek, bitebilecek kadar sığ bir deniz, yetebilecek kadar dar bir havuz değildir. Alınmak istenilenin her zaman daha fazlası mevcuttur. Albert Solino Akademi tam da bunu aşılamayı hedefliyor. Bilgiden doğan hiçbir zarara rastlanmamıştır fakat bilgisizlikten doğan birçok hatayla karşılaşılmıştır.

Şimdiki bakış açısı ile üniversite mezunları hayata yeni başlamış oluyor ve o tecrübesizlikle birçok iş kapılarının açılacağını düşünüyor fakat aslında öğrenme süreci yeni başlıyor. Eğitim hayatından alışık olunmayan bir evreye geçerken insanlarda genel olarak yerleşmiş alışkanlıklar yüzeye çıkmaya başlıyor; erişebilirlik, az çaba ile iş sahibi olabilme, mevcuttaki bilginin yeterli olduğu düşüncesi. Fakat gerçekle yüzleşmek çok uzun sürmüyor.

Birey, iş hayatında hangi alanda çalışıyorsa o mesleğin sahibi olur. Okuduğu bölümden ziyade, iş hayatında bulunduğu pozisyonun sahibi oluyor ve en önemlisi o mesleği öğrenmeye başlıyor. Dolayısıyla yeni mezun olanların bu bilinçte olmasında fayda bulunmaktadır. Eğitimi alınan bölümde çalışmayacakları anlamına gelmiyor tabi ki bu. Eğer mezun kişi alanı doğrultusunda kendini geliştirmeye, öğrenmeye ve donatmaya devam ederse elbette ki kendi diplomasında yazan mesleğini icra edebilir. Fakat kişinin üniversiteden mezun olduğunun ertesi günü kendi mesleği hakkında pratik anlamda hiçbir bilgisinin olmamasını göz önüne alarak teorik bilgilerin arkasına sığınmaması gerekir. Her zaman dünyaya, bilgiye ve öğrenmeye açık olması, hiçbir zaman “bu kadar yeterli” cümlesi ile kendini durdurmaması günümüz piyasasında en önemli noktalardan biridir. “Ben bu bölümü okumadım, bu benim işim değil” cümlesi insanın kendisini sınırlandıran ve gelişimini engelleyen bir mantık içerir. Bunun yerine kişinin, ilgisini çeken bir konu hakkında algıda seçicilik yaparak bütün bilgilere sahip olma arzusu ile hareket etmelidir. En katkı sağlayacak şeylerden birisi de; okunan bölümün farklı sektörlerde icra edilmesidir. Örneğin; Endüstriyel Ürün Tasarımı okumuş birisi, insanlar için her şartı göz önünde bulundurarak ürün tasarlar. Peki UX tasarım yapabilir mi? Bu alanda hiçbir eğitim almamıştır fakat bu yapamayacağı anlamına gelmez. UX sektöründe çalışan insanlardan belki de bir adım önde başlayarak yapabilir; bakış açısı. Ürün tasarımı eğitiminde öğrendiği bilgileri eğer UX tasarım alanına işleyebilirse bambaşka bir bakış açısıyla olaylara yaklaşarak bulunduğu durumu çok rahat avantaja çevirebilir. Bu yüzden “ben bu bölümü okumadım. Burada ne yapacağım?” yerine “okuduğum bölümü burada nasıl faydalı kullanabilirim?” diyerek bunun yanıtını araştırabilir.

Albert Solino Akademi, dünyada ve ülkemizde olan eksikliğin ortaya çıkmasından doğan bir fikirdir. Bu eksiklikte, günümüz ekonomik koşullarına uygun olacak şekilde, insan kaynağının tam olarak hali hazırda olmamasıdır. Oluşturulan Albert Solino Akademi, bu eksiklikleri günümüz koşullarında gidererek en üst seviyede etkin ve yetkin personellerin bünyesinde yetiştirmektedir. Bazı şirketler, temel yetkinliklere, yönetsel yetkinliklere ve çeşitli fonksiyonel yetkinliklere bakıyor fakat günün sonunda en önemli baktıkları şey; öğrenme yetisi. Adayların yeni şeyler öğrenmeye ne kadar açık olup olmadığına bakılıyor ve yenilikçi bir bakış açısına sahip olup olmadığı kontrol ediliyor. Diyelim ki Albert Solino Danışmanlık adına açılmış bir iş ilanı var ve malzeme ve metalurji alanından mezun olan biri başvuru gerçekleştirdi. Firmamızda bu alanda herhangi bir hizmet verilmiyor ama başvuru gerçekleştiren aday “ben genel olarak öğrenmeye açığım, analitik düşünme yetkinliğim var disiplinliyim” gibi yaklaşımda bulunuyorsa bu bizim için değerli bir ön gözlem oluyor.

Günün sonunda Albert Solino Akademi, Albert Solino Danışmanlığının ihtiyaçları doğrultusunda insan kaynağını seçme ve seçtikten sonra içeride eğitme noktasından çıkan bir fikirdir.  Albert Solino Danışmanlık olarak, danışmanlık alanında bütün sektörlere hizmet veriyoruz ve ülkenin en büyük şirketleri dahil olmak üzere birçok müşteriye sahibiz. Personel alımları sırasında müşterilerimiz ile benzer problemleri görmekteyiz. Danışmanlık verdiğimiz çoğu firma insan kaynağı tarafında nasıl bir seçme yapmaları gerektiğini bilmiyorlar. Öncelikle, insan kaynağı seçme değil yetiştirme demekle başlanmalıdır.

Üniversitede isteği bölümü okumayan birçok insan var. 17-18 yaşındaki gençler kariyerini belirleme noktasında oluyor ama buna bağlı kalmak zorunda değiller. Bu noktada biz bunları tespit ederek “bu adaylara neler yapılabilir, Albert Solino Akademi veya Albert Solino Danışmanlık firması olarak ne verilebilir” diyerek yaklaşımımızı sağlıyoruz. Seçme demek “seçili adaylar olsun biz oradan alalım” demekten ziyade hali hazırda adaylar bize başvursun eğer Danışmanlık şirketimizde pozisyon varsa bünyemize alalım ve onları eğiterek imkan verelim demektir. 

Eğitim tarafında Albert Solino olarak yeterli bilgiye sahip değilken, kendi içimizde yetkinliklerimizi geliştirerek, sürekli öğrenerek, kendimizi bu alanda geliştirmeye çalışarak birçok yerde başarı sağladık ve daha sonrasında bu tecrübelerin ışığında Albert Solino Akademiyi kurma fikri ortaya çıktı.

Albert Solino Akademiye Neden Başvurmalıyım?

Albert Solino Akademi’ye başvurduğum zaman bu kapsamda neler kazanmış olacağım. Albert Solino Akademinin bizlerde yaratacağı etki neler olacak? 

Gerek tecrübeli, gerek yeni mezun gerekse de öğrenci adayların yapmaları gereken ilk şey ne istediklerini ve ne istemediklerini bilmeleridir. Çünkü diğer türlü, bir yere başvururlar, birkaç ay orada çalışırlar ve sonra anlarlar ki bu iş uygun değil. Başka işe geçerler. Diyelim ki orada da şansları tutmadı o işi de sevmediler ve sonra başka bir alana girerler. Buradaki temel risk şudur; bu kadar hızlı iş değiştiren birisinin başka iyi bir kurumda işe başlama ihtimali gittikçe zayıflar. Hiçbir şirket 3-5 ay çalışıp başka bir yere giden adaya iyi gözle bakmayacaktır. Dolayısıyla bu noktada danışmanlık sektörü güzel bir başlangıç olacaktır adaylar için. Danışmanlık sektöründe, danışmanlık başlığı altında bir sürü şapka takma fırsatları bulunmaktadır. Yani bir şirketin üretim tarafını görmek isteyen aday, danışmanlık verilen bir şirketin yönetim tarafını merak eden yönetim- strateji tarafında yer alabilir veya daha teknik tarafı merak ettikleri noktada ar-ge danışmanlığı tarafına yelken açabilir. Bu anlamda Albert Solino’nun sağlayacağı çok güçlü bir vizyon olacaktır adaylar için. Eğer Albert Solino Danışmanlık çatısı altında işe başlarlarsa 6 ay gibi bir süreç içerisinde her yerde çalışabilirler. Aday, ar-ge, yönetim, pazarlama, ürün geliştirme, muhasebe varsa ilgisi yazılım geliştirmede bile görev alabilir ama eğer işe Albert Solino Danışmanlık çatısı altında başlamayacaksa akademi tarafına yönlendirerek çeşitli testler uygulamaktayız.

Nedir bu testler?


Albert Solino Akademi’de temel yetkinlik testlerinden, kişisel testlere kadar birçok test uygulanmakta ve üç aşağı beş yukarı adayın yetenekleri ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda çeşitli testlerle ve yazılım araçları kullanılarak aday ile iletişime devam ediliyor ve buna göre çeşitli eğitim içerikleri adaya sunuluyor.

Uzman danışmanlar ile birlikte yürütülen akademi, adaylara her zaman “5-10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz” sorusunun cevabını gösterme niteliği taşımaktadır.

Albert Solino Akademi Kapsamında Adaylar Belge veya Sertifika Alabilecekler mi?

Alabilecekse bunu almanın kilometre taşları neler olacaktır? Adayları nasıl bir süreç bekliyor?

Öncelikle her insan bir iş sonucu sonuç beklentisi içine girer. Bu amaç-sonuç ilişkisi insana tamamlanmışlık hissi vererek harcadığı zamanını değerli hale getirir. Albert Solino Akademi, zaman, emek, sabır ve çalışma azmi isteyen bir süreç sunmaktadır ve bu süreci tamamladıktan sonra adaya bunun sonucu olarak bir sertifika verilerek sonuç sunulur. Fakat Albert Solino Akademi sertifikasını almak kolay olmayacak çünkü adayların ciddi testlerden ve mülakatlardan geçebilmeleri gerekecektir. Albert Solino Akademi’nin amacı şu şekildedir; iyileşmek ve gelişmek için belirli bir çalışma bedelini ödemek gerekir.

Bazen baktığımızda insanlarda hemen bir yerlere erişme, belli noktalara gelme gibi hızlıca sonuç alma isteği bulunmaktadır. Ancak dünyada gerçekten başarılı olmuş ve sürdürülebilir başarıyı sağlamış insanlara baktığımızda temel olarak ortak özellikleri çalışmaktır ve gelişmektir. Birey istediği kadar zeki olsun, çevresi olsun gerçek anlamda sürdürülebilir başarı için disiplinli bir çalışma gerekiyor. Buradan hareketle akademi, iş arayan adayları bu bağlamda etkileme ve yönlendirmeye çalışmaktadır.

Akademinin amacı, adaylar ile eğitim ve kariyer planlaması tarafında birlikte yürümektir ve adaylara eğitime her zaman devam etmeleri tavsiye edilmektedir. Ülkemize, bilinçli, eğitimli ve gelişime açık adaylar sunarak şirketlerin bu noktada daha da gelişmesini sağlamak Albert Solino Akademi’nin en önemli vizyonlarından bir tanesidir.

Akademi eğitimi süresince bilgi akışı tek taraflı değildir. Adaylar gelişirken, eğitmenler de akademide daha fazla tecrübe kazanmaktadır ve bununla doğru orantılı bir şekilde her gün bir önceki günün daha gelişmiş versiyonu olarak devam etmektedir. Albert Solino olarak, danışmanlarımızın ufkuna daha girmemiş herhangi bir bilgi adaylar tarafından talep edilmesi durumunda araştırmalar yapılarak akademiye yeni bir eğitim videosu eklenerek bir adayın isteği binlerce adaya fayda sağlayabilir.

Adaylarda Disiplin ve Zamanlama Anlamında Dikkat Edilen Noktalar Neler Olacaktır?

Albert Solino Danışmanlık firması olarak 15-20 yıla varan tecrübemizin ışığıyla öncelik gördüğümüz unsurlara dikkat edilecektir. Bu edinilmiş tecrübeler doğrultusunda akademi çatısı altında adaylara eğitim verilerek tepkileri analiz edilecek ve belli başlı testler uygulanacaktır. Örneğin, ülkemizin çok değerli üniversitelerinden mezun, yüksek lisans yapmış hatta master bile yapmış çalışanlarda sıkça karşılaşılan hatalardan biri Türkçeyi kullanma şeklidir. Mail yazarken çok ciddi problemler olabiliyor, anlatım bozukluğundan tutunda dil bilgisine kadar. Normal şartlarda bu hataları yapan bireyler üniversite mezunu, belki sayfalarca proje ve rapor yazmıştır ama normalde yapılmaması gereken çok ciddi hataları sürekli yapabiliyorlar. Bu doğrultuda adaylara uygulanan test içeriklerinden biri de yazı yazdırmaktır. Bu yazıdaki temel nokta, gerçekten Türkçeyi ne kadar etkili kullanıyor, nasıl bir tertip ve düzen içerisinde olduğunu görmek. Düşünceler ve parlak fikirlerde değerlendiriliyor ama asıl amaç bu parlak fikirleri nasıl sunduğu.

Bir diğer test içeriğinde bulunan konulardan biri de “10 da başlayan bir toplantıya saat kaçta gelirsiniz?” sorudur. Bu noktada akademi eğitmenlerinin tecrübesi şunu gösteriyor ki; 5 geçe gelen de var çeyrek geçe gelen de. “Toplantı 10 da ise kaçta gelmek gerekir” sorusuna verilen yanıtları inceleniyor ve sonrasında ortaya çıkan cevaplar analiz ediliyor. Örneğin, adaylardan biri 09:30 diyorsa, bu onun temkinli bir aday olduğunu gösterir. Başka biri 09:55 diyorsa bu onun toplantı saatine kadar olan süresini en verimli şekilde kullanmaya çalıştığını gösterir. Bir başka aday 10:00 da gelirim diyorsa bu da onun olumsuz anlamda risk alabildiğini gösterir. Örneğin, “10da başlayan bir toplantıya 10:01 de gelirseniz ne yaparsınız?” diye bir soru yöneltiliyor ve devamında “1 dakika için özür diler misiniz yoksa hiçbir şey olmamış gibi girer misiniz?” diye soruluyor. Verilebilecek birçok cevap vardır;

  •       toplantıyı bölmemek için ses çıkarmam,
  •       kusura bakmayın derim,
  •       hiçbir şey olmamış gibi girerim,
  •       1 dakikadan bir şey olmaz.

Amerika’da ehliyette şöyle bir soru sorarlar; hız sınırının saatte 50 km olduğu bir yerde en fazla kaçla gidilebilir? Sorunun yanıtı tabi ki 50 km’dir. Toplantıda 10 da başlıyorsa en geç 10 da girilmelidir. Bu şekilde enteresan sorular ile adayların cevaplarında tuzaklara düşüp düşmediği değerlendirilir. Buradaki amaç, adaylara belirli bir düşünceyi aşılayabilmektir.

Bu bağlamda bazı temel unsurların, üniversite mezunu insanlarda olmaması bir eksikliktir. Aileden tutunda ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite olmak üzere inanlar eğitim süreçlerinden geçiyor ama zaman yönetiminde başarı sağlayamıyorlar. Bunun en büyük nedenlerinden biri okul hayatı yıllarca devam eden bir süreçtir ve iş hayatına keskin bir şekilde geçişte disiplinin önemini anlarken bocalama durumu olabiliyor.

Bir diğer örnek ise, şu an herkesin yapması ve öğrenmesi gereken bir konu var; bilgisayar kullanımı. Birinin bilgisayarına bir şey oluyor ve hemen bakıma, bilgisayarcıya göndermeyi düşünüyor. Bilgisayar artık cep telefon gibi hayatımıza entegre bir aygıttır ve bilgisayara dayalı bilgilerin bilinmesi gerekiyor ve çözüm üretilebilir olması gerekiyor. Üniversite zamanında hocalarımızın bile teknoloji kullanımında zayıf kalabildiğini görüyoruz. Dolayısıyla, sadece öğrencilerin değil bu genel olarak herkesin bir problemi. Fakat şunun bilincine varılması gerekiyor; öğrenilebilir. Asıl önemli olan, kolay adapte olabilmektir. Bu ülkemize özgü değil dünya çapında olan bir sorundur. Türk toplumu, birçok ülkeden çok daha yetkin, yetkili ve kolay adapte olan bir toplumdur sadece kültürel olarak biraz hazıra alışkın ve kendine yapabilme noktasında ihtimal vermiyor. Aileler birçok şeyi çocuklarının yeterince yapabilecek kapasitede olabileceğini düşünmediğinden geri durmasını sağlayarak çocukların ilgilerini kırabiliyorlar. Oysaki bilgisayarı tamire verdiğiniz kişide insan. İş tanımında olmadığı için “ben bunu yapamam” deniliyor fakat bunların aşılması gerekiyor çünkü esas konuya odaklanmak lazım. Asıl konumuz ise öğrenmek, gelişmek ve geliştirmektir. Eksikliklerimizi gerçekçi bir şekilde tespit edip uygulamamız lazım.

İş hayatında, teknik olarak değil temel yetkinlikler dahilinde öğrenilmesi gereken çok ciddi konular mevcuttur. Akademiye başvuracak adayların temel yetkinlikler noktasında hassas bir şekilde bu detayları öğrenmesi amaçlanmaktadır. Teknik bilgi standart bir zeka ile öğrenilebilir, fakat temel yetkinlikler geliştirilebilir bir olgudur. Öğrenme isteği olduğu, yeniliğe açık olunduğu takdirde bu saydığımız noktalarda hassas davranılırsa adaylar için her şey mümkündür. Üniversite yaşı olarak 18 bilinir fakat 50 yaşında üniversiteye başlayan insanlarda var dünyada. Bu öğrenmenin yaşının olmadığının en güzel örneklerinden biridir. İnsanlar çevresine baktığında bunları görebiliyor olmalıdırlar.

En önemli hatalardan biri de “diploman yok bu senin mesleğin değil” tabusudur. Halbuki mesleğin, yaptığın iştir. “Diploman yok bu senin mesleğin değil” tabusu, okul okumamış ama çok iyi yerlerde olan insanların, hiçbir mesleği olmadığını savunmuş oluyor. Diploma, meslek değildir. Bill Gates, okulu yarım bırakan bir insandır fakat öğrenmeyi bırakmamıştır. Herkes kendini ciddi bir şekilde geliştirebilir, okulu da sonrasında okuyabilir. Dolayısıyla okul okumak diploma sahibi olmak başlı başına o mesleğe sahip olduğunuz anlamına gelmiyor. Sonrasında neler yaptığınız ve neler öğrendiğiniz asıl mesleğiniz haline geliyor. Ancak bir diploma olduğu zaman o bir referanstır ama o referansla belki ilk başta kolay bir şekilde işe başlasanız da temel yetkinlik tarafında eksik, mesleki açıdan yetersiz kalırsanız diplomanızın hiçbir anlamı olmaz ve o işten çıkartılırsınız.

Özetle, Albert Solino Akademi, başvuran adayların ilk başta eksikliklerini ortaya çıkardığı için olumsuz algı yaratsa da işin özüne inildiğinde bunun adaylar açısından sağlayabileceği en büyük fayda olduğu gözlemlenebiliyor. Akademi, alınan diploma ile bilginin sınırlı kalmaması gerektiğini, öğrenmenin kısıtlı kalabilecek bir olgu olmadığını ve yetkinlikler çerçevesinde yapılabilen bütün işlerin insanın mesleği olabildiği ufkunu, başvuru yapan adaylara empoze ederek gelecekteki kariyerleri için onlara en uygun firmayı ve pozisyonu sunuyor. Günümüz iş hayatında bu hizmetin değeri, eğitimler alındıktan ve iş hayatına atıldıktan sonra adaylar tarafından çokça hissedilmektedir.

Başvuru Süreci Nasıl İlerliyor?

Tecrübeli, tecrübesiz ve öğrenci adaylarımızdan istek geldiğinde akademi tarafından geri dönüş sağlanıyor ve karşılıklı iletişim ile süreç başlamış oluyor. Dolayısıyla, başta dediğimiz gibi aday CV sini yollayıp başvurusunu yaptıktan sonra kendisine vaka çalışmaları yollanarak çeşitli testler yapılıyor. Bu vaka çalışmasına gelen yanıtlara göre, eğer aday Albert Solino’nun danışmanlık alanına başvuru yapmışsa bizler bu süreci adayımıza telefon yoluyla ulaşarak çeşitli sorularımızı yönelterek yürütüyoruz ama eğer Albert Solino Akademiye başvuru yapıldıysa o zaman ki süreç daha farklı ilerliyor. Vaka çalışması gönderiliyor ve sonuçlara göre bir analiz çıkıyor, oradaki gelişim alanları adaya verilerek o gelişim alanları çerçevesinde hangi eğitimleri alması öneriliyorsa o eğitimler çerçevesinde süreç başlıyor ve eğitimlerin linkleri adaya yönlendirerek sürece başlaması sağlanıyor. Daha yararlı olacağı düşünülen dışarıda bir eğitim var ise bu eğitimler tavsiye ediliyor. Adaylar Eğitimleri aldıktan sonra bunu akademiye bildiriyor ve eğitimler ile alakalı testlere tabi tutuluyorlar. Testleri gerçekten yapan adaylar süreçteki en önemli adımı tamamlamış oluyor çünkü genelde adaylar en başlarda sabır göstermeyerek vazgeçebiliyor fakat eğitimin test aşamasına gelmiş bir aday gerçekten ciddi bir bağlılık göstermiş ve kendisini ispatlamış oluyorlar. Herhangi bir zorlukta yılmayan ve uzun bir süreci eğitim almak adına sürdüren adaylar doğru noktalarda işe alım serüvenlerini yarılamış oluyorlar. Adayların kesinlikle uzun bir yola baş koyabilmiş olması gerekmektedir. Ve elde edilen bütün veriler ışığında süreç ilerliyor. 

Albert Solino Akademinin İşe Alma Süreci Nasıl İlerliyor?

Albert Solino Akademi, özellikle şirketler için çok titiz bir süreçtir. Bu bağlamda adayları yetiştiren, eğitim veren ve geliştiren bir kurum olarak ortaya çıkmıştır.  Albert Solino Akademi’ye başvuran adaylara sağlanan en büyük avantaj ise, Albert Solino Danışmanlık firmasının birçok hizmet verdiği firmadan tecrübe edindiği şirket içi gerekli yetkinlikleri, akademide adayların her birine hem sektörel olarak hem mesleki olarak eğitimler sayesinde aşılanmasıdır.

Albert Solino Danışmanlık çatısı altında gerçekleştirilen akademi testleri Albert Solino yazılımları ile bir bulut sisteminde toplanmaktadır. Yapılan testler, analizler ve sonuçlar bu yazılım içerisinde derlenerek ihtiyaç duyulduğu takdirde kolayca ulaşılabilmektedir. Adayların herhangi bir “acaba dosyam kayboldu mu, ya o kadar kişi arasından gözden kaçarsam?” gibi kaygıların önüne geçerek tamamen yazılımsal ortamda veriler saklanarak ihtiyaç anında ulaşılabilir bir yerde tutulmaktadır. Adaylar herhangi bir soru için bu süreçte akademiyi arayabilir veya mail yoluyla iletişime geçebilir.

Özetlemek gerekirse, gün aşırı değişen, gelişen dünyada üniversitenin yetersiz kaldığı gerçeğinden yola çıkarak Albert Solino Akademi fikri doğdu. Akademi, bilgiyi, gelişmeyi, geliştirmeyi, öğrenmeyi ve öğretmeyi savunan her zaman ileri doğru yürünmesi gerektiği fikrinin yanında olarak başvuru yapan adaylarını bu doğrultuda eğiten bir kurumdur. İş başvuruları sırasında yıpranan psikolojilerin, yanlış pozisyonlara alınan ve mutsuz çalışan insanların ve yetersiz olduğunu düşünen çalışanların kendilerini geliştirebilecekleri ve kariyerleri doğrultusunda birçok bilgi edinebilecekleri Albert Solino Akademi, şirketlere çok fazla değer katan ve ülke açısından farkındalığı artıracak bir eğitim sistemidir. Hiçbir zaman geç veya erken kavramı söz konusu değildir. Siz ne zaman başlarsanız o zaman gelişimin kapıları açılır. Peki gelişmek için neyi bekliyorsunuz?

Biz sizi!

NOT: Albert Solino Başka Kurumlara yerleştirmek üzere işe seçme ve yerleştirme hizmeti vermemektedir. Albert Solino ve bünyesindeki Alkaze, Prosoftly ve Corvisio markaları doğrultusunda en doğru adayların yetiştirilerek kendi bünyesinde istihdam edilmesini sağlamaktadır.