Yönetim Danışmanlığı Nedir ? Yönetim Danışmanı Ne iş Yapar ?

Yönetim danışmanlığı nedir ve yönetim danışmanı ne iş yapar sorusuna şu biçimde yanıt verilebilir: Yönetim Danışmanlığı, dışarıdan bir göz olarak firmaların organizasyonel ve yönetsel konularda mevcut problemlerini çözmek ve şirketlerin daha da gelişmesini sağlamak adına  bağımsız ve uzman kişiler tarafından yapılan: problemlerin teşhis ve araştırılmasını, uygun projeler önerilmesini ve bu önerilerin yerine getirilmesine yardımcı olunmasını amaçlayan hizmetlerdir.

İpucu

Yönetim Danışmanlığı yaklaşımımızı, danışmanlık sürecimizin detayları ve bu hizmetimizin püf noktalarının açıklandığı Yönetim Danışmanlığı sayfamız ilginizi çekecektir.

 

Yönetim danışmanlığı hizmetleri, kurumların kendi içlerinde çözemedikleri sorunlar ortaya çıktığında devreye girer. Günümüzde; bu sorunlar stratejik olabileceği gibi, finansal yönetim zorlukları, yeniden yapılandırma konuları, pazarlama konuları ve dijital dönüşüm konuları da olabilir. Sorunlar ne kadar çeşitli olursa olsun, danışmanlık yöntemi genelde aynı patikayı takip eder: Mevcut durum analiz edilir , gelişme alanları belirlenir; doğru strateji kurgulanır ve sahada işleyecek yönetsel yapılar tasarlanır.

Doğru strateji belirlemek için etkin bir yönetim gereklidir. Doğru strateji belirlendikten sonra, stratejiyi planlamak gerekir. Sonraki aşama olarak bu stratejiyi doğru bir şekilde uygulamak gerekmektedir. Uygulama aşamasında, her adım kontrol edilmeli ve başarıya ulaşmak için gerekli görüldükçe önlemler alınmalıdır.

Kısacası, “ Hedef koyamadığınız şeyi ölçemezsiniz. Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz.”

Yönetim danışmanlığı, az önce belirttiğimiz gibi tanımı değişse de en ortak kullanılan tanımı göz önüne alırsak, şirketlere ve kurumlara sistem kazandırabilmektir. Genel olarak firmaların ve şirketlerin büyüme yolculuğu sırasında karşılaştıkları sorunlar oluyor. Bu sorunları çözmekle bazen başa çıkamıyorsak, şu değildir: "Ben şirketimi yönetemiyorum, gelin bana şirketimi yönetmekte yardımcı olun." Pratikte karşılaşıyoruz, bu yönde yaygın bir yanlış anlayış var. Ama şudur tam olarak: Her şirkette sorunlar olabilir. Büyümenin getirdiği sorunlar vardır ya da kontrol edemediğiniz dış faktörlerin getirdiği sorunlar vardır, ekonominin genel gidişatı gibi. Bu sorunlar karşısında Dünya'daki ve Türkiye'deki iyi uygulama örneklerini kendi şirketinize adapte edeceğiniz bir yapıya ihtiyacınız olur. Albert Solino gibi danışmanlık firmaları, geçmişten gelen bilgi birikimi ile sizinle aynı dili konuşarak, tecrübelerini firmanıza aktarmaya çalışır. Sadece aktarmakla kalmaz elbette. Dahası, uygulamaya geçirmeye de yardımcı olur. Yani, uygulama safhasında size rehberlik ederek, iyileştirmelerin tam bir şekilde hayata geçmesini ve şirketinizin ana unsuru olmasını sağlar.

Yönetim Danışmanlığı'na İhtiyacım Olduğunu Nasıl Anlarım?

Şirketlerin yönetim danışmanlığı ihtiyacının hangi faktörlere göre geliştiğine dair bazı durumları örnek verdik. Bu durumları daha da genişletirsek mevzu daha anlaşılır olacaktır. Mesela, 1000 çalışanı olan bir şirket olduğunu varsayalım, gayet yetkin müdürleri olduğunu düşünelim. Buna rağmen bazı problemler, bazı zorluklar noktasında gene dışarıdan bir bakış, dışarıdan bir uzmanlık ihtiyacı duyabiliyorlar. Özellikle yönetim danışmanlığı, şirketlere ekstra bir enerji demek oluyor aslında. Firmalar için dışarıdan bakış açısına sahip ve sonuçta işi bu olduğu için enerjik ve dinamik bir hizmet. Şirketler kafalarına göre yeniden yapılandırma projesi yapalım, organizasyon ya da kurumsal performans yönetimi sistemi kuralım veya bireysel performans gibi noktalarda mevcut iş gücüyle, mevcut insan kaynağı ile ilerleyelim diyemezler. Sorunları konuşarak, dışarıdan gerçekten bu işi daha önce yapmış, deneyimlemiş bir ekipten yardım alarak, proje bazlı faydalanınca çok daha profesyonel sonuçlar alırlar. Danışmanlık ve yönetim danışmanlığı işin içine girince, o kadar müdürüm var, niye dışarıya bir de yönetim danışmanlığı için kaynak ayırayım ki diye bir soru akla gelebiliyor mesela. Buradaki fark, tecrübe ve başarı oranı. Sonuçta dışarıdan hizmet alındığında, hesap sorma gibi bir durum daha güçlü şekilde söz konusu oluyor. Şirketler adına yönetim danışmanlığında, projenin başında şunlar şunlar olacak ama günün sonunda öyle olmadı, böyle oldu gibi beklenti değerlendirmesi çok daha bağımsız yapılabiliyor. Ama şirket içindeki hesap sorma, dışarıdan alınan bir hizmete göre daha az oluyor ya da daha farklı konjonktürlere bağlı olabiliyor. 

Nihayetinde, Dünya çapında bir marka, bilinen bir kurumsal yapı olana kadarki yolculuklarında firmalar çoğunlukla danışmanlık alıyor. Şunu da belirtmek gerekir. Örneğin sağlık işlerinde olduğu gibi, aslında belli bir dönemi kapsayan bir hizmet olduğunu belirtelim. Yani bir şirketin ömrü  boyunca aynı konuda yönetim danışmanlığı alması beklenmemelidir. Belli projelerle, her bir adım ilerledikçe, gerekirse yenisini alması beklenmelidir. Buradan hareketle de şirketler özellikle marka olup, kurumsal bir yapı, bilinen bir yapı olana kadar, kaliteli okullardan mezun olmuş, farklı alanlardaki işlerle şubelerinde demlenmiş ve bunu şirkete katmaya hazır enerjisi olan insanları bünyeye katmakta zorlanıyorlar. Bu durum hem Türkiye'de hem bütün Dünya'da böyle. Bunun nedeni, kişiye verilen ücretler ile de alakalı olmuyor çoğu zaman. Çünkü o insanlar bu tarz firmalarda, daha yolculuk hayatının başındaki firmalarda çalışmayı tercih etmeyebiliyor. Buradan hareketle, yönetimde daha iyi yerlere gelebilmek için, tarif ettiğiniz gibi bu dinamizme ve bu zeka parıltılarına ihtiyaç var. Aslında tecrübe ile birleşmiş zeka parıltılarını, sistematik bir yaklaşımla bezenmiş zeka parıltılarını proje bazlı olarak şirketin içine katmak istiyorlar ve projenin sonunda da başta öngördükleri çıktıları almak istiyorlar. Yönetim danışmanlığı karşılıklı iki kurumun birbiriyle yaptığı iş olduğu için, demin bahsettiğimiz üzere, sorgulama imkanları var. Çıktının olup olmadığını kontrol etme ve yetersiz görüldüğü takdirde iyileştirilmesini isteme hakları var. Bu çıktının diğer hangi çıktılara yol açması gerektiğini duyma, öğrenme ve bilme hakları var. Dolayısıyla, Albet Solino gibi kurumsal bir firmadan yönetim danışmanlığı hizmeti satın almak, zeka parıltılarını şirketin içine doğrudan katılacak bir uygulama olarak katkı sağlıyor. 

Ayrıca, ileri aşamalara ulaşmış şirketlere de yönetim danışmanlığı ciddi faydalar sağlar. Unutmayalım ki şirketlerde, büyük yapılarda çalışan değerli arkadaşlarımız, iş hayatları boyunca taş çatlasa 10 farklı şirketle farklı alanlarda işler yapıyor. Halbuki bir yönetim danışmanlığı ekibi, bir çalışma hayatında nereden baksanız 50 ila 100 farklı proje üstleniyor veya bu projelerin içinde aktif olarak yer alıyorlar. Dolayısıyla, 50-100 profesyonel projeyle kazanılan deneyim, yeni başlanan 101. projede de çok ciddi bir artı olarak özellikle kurumsal yapıdaki firmalarımıza, büyük ölçekli diye tabir edilen firmalarımıza, birçok değerli insan kaynağının olduğu ama büyümenin getirdiği çeşitli zorlukların olduğu firmalarımıza değer katıyor açıkçası.

Yönetim Danışmanlığı Balık Tutmayı Öğretmektir.

Bu noktaya kadar her şey yolunda fakat burada biraz şeytanın avukatlığını yapalım. Zaten danışmanlık süreçlerimizde de sunduğumuz planları yahut şirketlerden aldığımız durum analizlerini güçlü sorgulamalardan geçirerek, karmaşık durumları daha iyi çözümleyebiliyoruz. Yazının bu kısmına kadar okuyucularımız, danışmanlık alıyoruz ve yüzde yüz başarı mı kazanıyoruz diye sormuşlardır. Özellikle somut çıktılar konusunda belirli çekincelerle karşılaşıyoruz başlarda. Sözgelimi, diyelim tablet bilgisayara ihtiyacımız var şirket olarak. Araştırınca, işlemcisi yüksek bilgisayar vardır, grafik kartları farklı farklıdır. Yani bilirsiniz ortada somut ve kaliteli ürünler var. Ama danışmanlıkta biraz soyut bir durum söz konusu, firmalar hizmete başlarken bir danışmanlık projesinde gerçekten ne alacaklarını, sonunda ne olacağını en fazla umut edebiliyorlar. Umudu besleyen, körükleyense danışmanlık aldıkları firmanın referansları, ayrıca danışmanlarına inanmaları. Ama bu noktada her yönetim danışmanlık projesi başarılı olabilir mi sorusuna cevap vermek gerekiyor. Yani acaba başarılı olabilmek için neler gerekiyor? Sadece danışmanlık aldım, ücreti neyse verdim, sorunlarımı çözerim artık gibi bir algının önüne geçmek gerekiyor. Çünkü danışmanlık projesine başladıktan sonra, başarıya ulaşmak için firmanın üzerine düşen işler de var. Kurumlar arasında bazı işbirlikleri olmalı ki başarı sağlansın.

Bu noktada, balık tutma analojisi mevzuyu çok iyi açıklıyor aslında. Yönetim danışmanlığını biraz da şöyle tanımlamak lazım: Biz şirketlere balığı tutup, onların önüne koymuyoruz. Balık tutmayı onlara öğretiyoruz. Hem bu başarıları, sürekli ve kişiden bağımsız bir sistem haline getirmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bu yolda, bir yol gösterici ve rehber olarak ihtiyaç duyulursa devam ediyoruz. Buradan da anlaşılacağı üzere danışmanlık almak, gelişimin ilk adımı oluyor neredeyse. Firmalar illa danışmanlık almak zorunda değiller tabii, başka türlü de kendilerini geliştirebilirler. Ama ilk zamanlarda gerçekten öğrenmek, gerçekten değişmek, balık tutmayı öğrenmek konusunda bir eğitim gibi görebilirler danışmanlığı. Yani, danışmanlık sürecinin en önemli işlevi olarak mutlaka bir öğrenme süreci yaşanması gerekiyor. 

Firmaların eğitimi, onları bir kademe öteye taşıyan içselleştirme sürecidir. Değişimi, yeni normali, yeni şirkette hakim olması gereken kültürü ve sürekli değişimi bünyelerine kabul etmeleri için eğitilmeleri gerekiyor. Bununla beraber balık örneğinden devam edecek olursak, bazı şirketler bize balığı tutar mısınız diye geliyor. Balık tutmayı nasıl öğrenirim diye kafalarında bir soru olmuyor. Hızlıca balık tutmayı istemek çok olağan bir istek. Hatta teorik olarak bizim tarafımızdan karşılanabilecek de bir istek. Fakat bu şirketin işine yarar mı, kesinlikle hayır. Çünkü varsayalım ki bugün balık tutmak için biz gittik ve bugün kâr etti. Tatmin edici düzeyde paralar kazandı. Ama yarını var, bir sonraki ayı, bir sonraki yılı var. 10 yıl sonrası var. Sürekli biz olamayız o şirketin yanında. Dolayısıyla sadece balık tutmanın günlük işi kotardığını, balık tutmayı öğrenmeninse şirketin hayatını kurtardığını ilk başta karşı tarafa aktarmamız gerekiyor ki ilk tanışma toplantılarımızda temelde bu meseleyi anlatıyoruz. Akabinde, şirket de zaten bizimle aynı noktaya geliyor. O zaman şu sorular ortaya çıkıyor: Peki benim balık tutmak için neye ihtiyacım var? Balığı nerede tutmalıyım? Ne tarz balık tutmalıyım? Balık tutmak için gerekli ekipmanlarım, araçlarım neler olur? İşte o zaman danışmanlığı konuşmaya başlıyoruz gerçek manada. Sonrasında, şu an mevcut durumda neredesin, sorusunu soruyoruz. Bu sorunun cevabını bulabilmek için mevcut durumunuzu analiz etmemiz lazım, diyoruz. Daha sonra sorduğumuz soru, şirket olarak nereye gitmek istedikleri. Yani kendinizi başarılı görmek, bu problemleri çözmek demek sizin için neyi ifade ediyor, başarılı ne zaman olursunuz? Tabii ki bu soruları sadece onların yanıtlarına bırakmıyoruz. Bu soruları yanıtlarken yardımcı oluyor; beyin fırtınasıyla, arama konferansı gibi toplantılarla yardımcı oluyoruz. Gitmek istediğimiz yeri de belirlediğimiz zaman şu soruyu soruyoruz: Mevcut durumuzu da biliyoruz, gitmek istediğimiz yeri de biliyoruz; peki biz bu ikisini birbirine nasıl bağlarız? Gitmek istediğimiz yoldaki stratejilerimiz, aksiyonlarımız neler olmalı ve bu aksiyonlara ulaşıp ulaşmadığımızı anlamak için kendimize koyacağımız mihenk taşları, hedefler ve anahtar performans göstergeleri neler olmalı? Bu ölçüleri de belirlediğimiz zaman diyoruz ki, şimdi balık tutmayı iyi kötü öğrettik. Ama sadece siz olmayacak, muhtemelen ailenizde başkaları var. Örneğin genişletecek olursak, oğlunuz da balık tutmak isteyecek, siz her gün balığa çıkamayacaksınız veya bir gün eşinizden dostunuzdan rica edeceksiniz. Yani çalışanlarınızdan bu görevi yapmalarını isteyeceksiniz. O zaman onlar balık tutmayı nereden bilecekler, hep bizi mi çağıracaklar; bunun cevabı hayır olmalı. Bunun için bir sistem kurmalıyız. Dolayısıyla, bu sistemde de süreçlerini tanımladığımız balık tutmanın araçlarının neler olabileceğini, şirketle beraber konuşarak, istişare ederek tanımladığımız etmenler gerekiyor. Balık tutmanın stratejilerine şirketin alanlarını düşünerek karar veriyoruz. Çünkü gölde balık tutmak farklı, derede farklı, okyanusta farklı, denizde çok farklı. Dolayısıyla, sizi dinleyerek, sizinle konuşarak, birebir toplantılarla, sizlere anketler yaparak, örnek vakaları anlatıp geri bildirimlerinizi alarak bilgileri topluyoruz ve bu araçları, kullanılan yöntemleri, süreçleri ve bunları kimlerin yapması gerektiğini kişi bazında değil ancak görev ve yetkinlik bazında tanımlıyoruz. Bundan sonra bütün sistem ortaya çıkmış oluyor. O sistem, bir yerden açma kapama tuşuna bastığınızda kendi kendini döndürebilir bir sistem haline getiriliyor. Aslında yönetim danışmanlığında nihai olarak sağlamak istediğimiz şey her zaman budur.

Yönetim Danışmanlığında Antrenör-Boksör Benzetmesi

Yönetim danışmanlığı üzerine fikir serüvenine çıktığımız bu yazıda gelinen noktada görüyoruz ki, yönetim danışmanlığı katalizör görevi görmek demek oluyor. Bu ise şu demek: Zaten normal şartlarda bir firma içerisinde olan potansiyeli daha iyi ortaya çıkarmak. Anlaşılacağı üzere, yönetim danışmanlığı, ürünü şöyle daha iyi üretebilirsiniz vesaire diyemez. Çünkü o ürünün nasıl üretileceği konusunda uzman olan firmanın kendisi. Dolayısıyla, onlar zaten işlerini çok çok iyi biliyorlar. Bizler işlerini daha iyi nasıl yapabilecekleri noktasında çeşitli teknikleri onlara gösteriyoruz. Tam bu noktada boksör metaforunu kullanabiliriz, fikrimizi daha da açmak için. Mesela bir boksör düşünelim, mutlaka bir hocası oluyor. Hoca, nasıl daha iyi dövüşebileceği konusundaki eksikleri ve hataları gösteriyor. Ama hoca boksçudan daha iyi dövüşemez. Çünkü o dövüşü gerçekleştirecek olan kişinin kas yapısı, motivasyonu çok daha farklı. Ama hocası dışarıdan bir göz olarak ve eğitimli bir göz olarak kendisine hatalarını gösterebilir ya da daha iyi nasıl dövüşebileceğini anlatabilir. Çok daha iyi bir boksör olmasını sağlayabilir. Hocanın görevi bu ve olması zorunlu. Sözgelimi boksör şöyle diyemez: Madem benim hocamsın, çok iyi dövüşüyorsun, ben bugün çıkmayacağım, sen çık dövüş görelim. Çünkü hocalık farklı bir şey, dövüşmek farklı bir şey. Farklı nitelikler gerekiyor. Yani bazen firmalar, yönetim danışmanlığı benim işimi benden daha mı iyi biliyor diyorlar. Ben zaten yönetebiliyorum, onun benden çok daha iyi yönetebilmesi gerekiyor ki bana bir yol göstersin gibi düşünceler olabiliyor. Düşününce, o işi yapan kişi, işi icra eden kişi farklı, nasıl icra edileceğini söyleyecek kişiler farklı. Sonuçta sadece şirket yapısında değil, aslında politikada da siyasette de danışmanlık önemli ve hayati devlet bazında. Bizim ülkemizde de cumhurbaşkanlığı danışmanları var, bakanların danışmanları oluştu. Gerçekten bunların da dışarıdan göz olarak sürekli yardımcı olma işlevleri var. Zira en tepedeki isimleri beslemeleri gerekiyor fikirleriyle, önerileriyle, projeleriyle. Nihayetinde icracı olmak ayrı, danışmanlık etmek ayrı işler. O zaman diyebiliriz ki, danışmanlık projesinin başarısı için, danışmanlığı alan kişinin buna açık olması lazım. Firmalar, daha iyi olmak için danışmanlık almalılar. Nitekim, bununla ilgili vizyonları varsa, bazı şeylerden memnunuz ama daha iyisini yapabiliriz diyorlarsa ve bir noktada tıkandılarsa, şirketler danışmanlık almalılar. İş hayatındaki başarının en önemli olmazsa olmaz koşullarından birisi bu olsa gerek.

Yönetim Danışmanlığı Projelerinde Başarıya Ulaşmak İçin Gerekenler

Şimdiye kadar söylediklerimizden anlaşılıyor ki, ilk olarak firmalarımızın yönetim danışmanlığı ihtiyacı olduğunun farkına varmış olması gerekiyor. İkincisi olarak da, yönetim danışmanlığının bir sonuç elde etmeye yarayacağına gönülden inanmış olması gerekiyor. Yani bir başka deyişle, firma sahibinin yönetim danışmanlık projesinin arkasında durması gerekiyor. Çünkü yönetim danışmanlığı, özellikle bu projeyi bilmeyen çalışanlar arasında çok sevilmeyebiliyor. Şundan dolayı sevilmeyebiliyor: Çalışan arkadaşlarımız bu projenin bir değişime vesile olacaklarını hissediyorlar doğal olarak. Bu tutum doğadaki eylemsizlik kanunu bir gereğidir, ki gündelik hayatta da böyledir, çalışma hayatında da bu şekilde. İnsanlar var olan düzeni değiştirmek istemezler, her ne kadar yeni düzen kendilerine daha iyi imkanlar sağlayacak olsa bile değişime karşıdırlar. Bu eylemsizliğin üstesinden gelmek için üst yönetimin iradesi çok önemlidir. Aksi halde, danışmanlık firması ne kadar çabalarsa çabalasın, ne kadar emek sarf ederse etsin, firma departmanları kendi gizli dünyalarını açmak istemediği takdirde duvara çarpıp geri dönme riski taşıyacaktır yönetim danışmanlık projesi. Bunu da aşmanın tek ve yegane yolu üst yönetimin bu projenin arkasında durduğunu açık seçik beyan etmesi ve uygulamalarında da bunu bütün ekibe, bütün çalışanlara, bütün şirkete hissettirmesidir. Bu, başarının kilididir diye düşünüyoruz açıkçası. 

Yani başarı için inançla başlamak gerekiyor. Danışmanlık alacak olan firma buna inanmak durumunda. Danışmanlık projesi başladıktan sonra, bu işin süreç gerektirdiğini ve zaman alacağını; danışmanlık projesi bittikten sonra da, başlayan değişimin firmada zamanla oturacağını hizmeti alanların bilmesi gerekiyor. Böylelikle, beklentiler çok önemli hale gelmiş oluyor. Bu yüzden, başlamadan önce projeden beklentiyi ortaya iyi koymak lazım. Bizler tez canlı bir milletiz, çok fazla sabrımız yoktur, acilen gerçekleşmesi isteğimiz mutlaka oluyor ama bir organizasyonun değişime uğraması gerçek anlamda zaman gerektiriyor. Dolayısıyla beklentileri ortaya koyup ona göre düşünmek lazım.

Yönetim Danışmanlığı = Şirket Doktorluğu

Yönetim danışmanlığını doktorluğa benzetebiliriz. Doktor herhangi bir kişinin sağlığı ile ilgili öncelikle bir durum tespiti yapar. İnsanlar niye doktora gider, çünkü bir şeyleri yerinde değildir, bir rahatsızlıkları vardır. Öncelikle kendileri bunu hissederler. Doktorun ilk yaptığı şey muayene etmektir. Bunu yönetim danışmanlığına uygularsak, bir şirket gelirlerini artırmak isteyebilir ya da maliyetlerini düşürmek isteyebilir. O zaman bir doktora gideyim danışmanlık noktasında derler. Bir doktor teşhis ettikten sonra uzun süreli bir tedavi gerekebilir. Bu arada yanlış da olabilir, aynı şeyler danışmanlıkta da geçerli ama günün sonunda gerçekten iyi bir doktor hastaya gerekli reçeteyi sunar. Reçete danışmanlıktaki projedir. Danışmanlık sunan ekip zaman içinde durumu sürekli kontrol eder. Ancak başlarda söylediğimiz gibi, bunu uygulayacak olan kişi hastanın kendisi. Doktor hastanın sağlığını tek başına düzeltemez. Hastanın buna istekli olması, reçeteyi uygulama şekline ve derecesine bağlı olarak gerektiği gibi ilerlemesi gerekiyor. Tabii şirketlerde bu süreç daha da uzun. Örneğin, kilolu birinin sağlıklı ve sportif bir bedene sahip olmaya çalışması gibi bir süreç. Öncelikle beslenmeye dikkat edilir, uykuya iyi bakmak gerekir. Sonrasında kas kütlesini artırmak için gerekli sporlar yapılır. Yani uzun ve sabır gerektiren bir süreçtir. Bu örneği de yönetim danışmanlığının daha da iyi anlaşılması için vermiş olalım. Yönetim danışmanlığına birebir uyan bir benzetme olduğu aşikâr.

Doktor benzetmesini genişleterek ilerlemeye devam edelim. Şöyle ki, bizim de yönetim danışmanlığında sıklıkla kullandığımız tabir check-up terimdir. Mesela, tam olarak bazı semptomlar hissedersiniz ama nereden kaynaklandığını bilemezsiniz. Tam bir kontrole girmek istersiniz. Kontrol edilsin baştan aşağı vücudunuz, nerede ne arıza varsa bize bildirilsin istersiniz hasta olarak. Doktora gittiğinizde de bunu yaptığı zaman size oldukça kapsamlı bir rapor sunar. Birçok efor testi uygular, kan testleri, idrar tahlilleri ve benzeri... İşte, yönetim danışmanlığına başlandığında da genelde firmalara sunduğumuz projelerin ilk fazını bu işler oluşturur. Mevcut durumu check-up edip, departmandan bağımsız olarak şirketin bütün mevcut durumlarını analiz ederiz. Bunun için tabii ki çeşitli araçlar, uygulamalar vardır; örneğin nasıl kan tahlili varsa, danışmanlıkta da anketler, beyin fırtınaları vardır. Bire bir görüşmeler vardır, müdürlerle ve yöneticilerle görüşmeler vardır. Bütün bunların sonunda iki şey ortaya çıkar. Bir, mevcut durumda nerede ne rahatsızlığımız var. Yani, ayağımızda bir çıban çıkmış, bir yandan çok kiloluyuz, öte yandan saçımız dökülüyor, beri yandan deri üzerinde bir leke var gibi. İşte böyle sonuçlar çıkar ki biz yol haritası deriz buna. 

Çıkan sonuçların nasıl tedavi edilebileceğine, nasıl iyileştirileceğine dair bir yol haritası sunarız firmamıza. Bu aşama, uygulamaya dönük çok kritik bir adımdır. Yol haritasını sunduktan sonra ister firma kendisi bunu alır ve belli alanlarda uygulamaya çalışır. İsterse de zaten hizmetimizin bir parçası olarak bir sunum toplantısında yol haritasının önceliklerini tartışırız. Yani, benim şu an kilolu olmam ve kilomu indirmem mi daha önemli, yoksa saçımın dökülmesi mi daha önemli, ayağımdaki çıban mı daha önemli; bunları öncelik sırasına koyarız. Öncelik sırasına göre de önerdiğimiz işleri, iyileşme adımlarını belli bir zaman planına dökeriz. Bu zaman planında da müşterimizle hemfikir kalırız, tartışırız; müşterimizle fikir alışverişinden sonra nihai bir karar veririz ve bu karar yönetim danışmanlığı projemizin ilk çıktısı olarak tescil edilmiş olur. Mevcut durum analizi ve gelişim yol haritası belli olunca, firmalar belirlediğimiz onlarca alt başlık içerisinden hepsinde veya bazılarında bizimle devam etmek isterler. Kilo örneğinden gidelim. Diyelim ki fazla kiloluyum ve zayıflamak istiyorum. Bunun kabaca yolunu tarif ederiz gelişim yol haritasında, fakat uygulamasında detaya ihtiyaç vardır. Her gün ne yemeliyim, kalorisi ne olmalı, protein-karbonhidrat-yağ dengesi nasıl kurulmalı gibi birçok alt başlık belirleyebilmek ve uygulamaya dökebilmek için o alanda uzmanlaşmış bir projeye ihtiyaç vardır. Örneğin, üretim şirketinde diyelim ki özellikle pazarlama departmanında eksiğimiz olduğunu fark ettik veya eksiğimizin pazarlama organizasyonu olduğunu fark ettik. Türkiye'de sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur, üreticilerin biraz satmayı bildikleri ama pazarlama inovasyonuna çok hakim olmadıklarını yaygınlıkla gözlemliyoruz. O zaman o alanda uzmanlaşmış ekibimizle pazarlamanın organizasyonunu kurmak, pazarlama departmanını kurmak, pazarlama planlarını yapmak gibi alt başlıklarda pazarlama danışmanlığı alt projesine geçiş yapmamız gerekir. Buna benzeyen belki 10 tane proje de olabilir. Bunlar aynı anda da yürüyebilir, belli bir öncelik sırasına göre birbirini takip eden silsile halinde de yürüyebilir. Bu da genelde bir yönetim danışmanlığı projemizin ikinci fazı olur: Gelişim yol haritası projelerinin hayata geçirilmesi için sistemlerin kurulması. 

Peki bundan sonra nasıl bir yardım izleyebiliriz bir şirketin yolculuğunda? Şöyle, diyelim ki kilo verdik çok güzel uyguladık ancak biliyorsunuz sporcularda özellikle çok yaygındır, sporcular sporu bıraktıktan sonra yeme alışkanlıkları genelde aynı devam eder. Dolayısıyla tekrar çok hızlı kilo alırlar. Spor yaparken çok fit'lerdir, ancak ne zaman ki sporu bırakınca bir yıl içerisinde eskisinin iki katı kiloya bile ulaşabilirler. Bu yüzden uygulamada sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkar. Genelde de yönetim danışmanlığı projelerinin üçüncü fazı sürdürülebilirlik üzerinedir. Özellikle yönetim danışmanı ihtiyacını tanımlarken firma ölçeğine göre, genelde çalışan sayısı olarak, ciro olarak yolun başında olan firmalar genelde birinci fazdan başlarlar. Buna karşılık çok kurumsal yapıda olduğu düşünülen uluslararası firmalar, bankalar, holdingler, büyük şirketler gibi kuruluşlar bazen doğrudan üçüncü faz için kapımızı çalarlar. Yani, spesifik olarak tespit ettikleri ve uygulamada süreklilik kazandırmak istedikleri bir noktada bizden detaylarda, uygulamadaki kalite-güvence danışmanlığı rolümüzü ortaya koymamızı beklerler. Uygulamada nerede hata yapıyoruz, nasıl daha iyi yapabiliriz, nasıl daha verimli hale getirebiliriz o süreci ve bunu nasıl kişiden bağımsız, sürdürülebilir bir yapıya büründürürüz sorularına cevap bulmak isterler. Saydığımız bu aşamaları yönetim danışmanlığının işleyişinin üç fazı olarak da isimlendirebiliriz.

 

Yönetim Danışmanlığından Beklentiler Ne Olmalı?

Peki, bir projenin başarısını nasıl ölçeceğiz? Günün sonundaki durumlarla ilgili pazarlama departmanının kurulması gibi çıktılardan söz ettik. Tüm bunlar bir faaliyetin bir parçası. Yani başarı, yalnızca yönetim danışmanlığının başarısıyla mümkün olamıyor. Beraber uyguladığı firmanın kalitesi ve uygulama derecesine de bağlı. Doktor örneğinden yola çıkarsak, hasta reçeteyi ne kadar uygulayacak, ona göre hastalık geçecek ya da daha gelişmiş, daha iyi bir vücuda ulaşılacak. Dolayısıyla ikisi bir arada çalışmalı. Hem firma hem yönetim danışmanlığı şirketi ayrılmaz bir bütünü oluşturuyor.

Şöyle bir ekleme de yapalım. Başarısızlığın, beklentilerin yanlış koyulması nedeniyle de ortaya çıkabileceğini söyleyebiliriz. Sözgelimi, ilk başta bir üretim firmasından yola çıkalım dedik. Firmanın aldığı en önemli girdilerden biri üretim makinesidir. Örneğin bir işleme makinesini alırken, bunu şu paraya satacağım ve şu kadar para kazandıracak, siz de bunu garanti edeceksiniz diye bir istekle gider mi makine firması? Aslında şöyle bir istekle gider: Bu makinenin şu hızı, şu kapasitesi, şu enerji tüketimi olacak. Aynı durum yönetim danışmanlığı projelerinde de böyledir. Yönetim danışmanlığı projelerinde, mutlaka çıktınızı tanımlamayı taahhüt ederiz. Genellikle bu bir rapor olur; sunum olabilir, analiz dokümanı olabilir. Neticede yazılı çizili bir dokümandır bu; biraz görselliği olan, biraz yazı ve anlatımı olan ama içinde yazanların mutlaka çok değerli olduğu bir doküman. Tek çıktımız bu da değildir, genelde bir zaman veririz ve deriz ki size şu işi şu kadar zaman içinde yapmayı taahhüt ediyoruz; tabii ki veri akışları doğru ve zamanında bizlere sağlanırsa diye de şerh düşeriz. Dolayısıyla bir müşterimiz bizi şu açıdan denetlemeli işin sonunda: Ben başta bana söz verilen çıktıyı aldım mı? İçeriği, bana verilen ana başlıkları içeriyor mu?  Ve zamanında yapıldı mı? Bunlar objektif değerlendirmelerdir. Mutlaka bir de tabii ki subjektif değerlendirmesi olacaktır müşterimizin. O da şöyle ki, projeyi yaparken benim aklımda pozitif düşünceler kaldı mı? Ağzımda böyle bir güzel bir tat kaldı mı diye objektiflikten uzak ama gerçeği yansıtacağına inandığımız bir değerlendirme yapabilirler. Burada şu kastedilir: Yönetim danışmanlığı zorlu işleri içerir, çünkü taşları yerinden oynatmayı gerektirir. Mutlaka içinde bazı kişiler tarafından negatif algılanacak öneriler olacaktır. İş gücünün azaltılması olabilir, stratejilerin değiştirilmesi olabilir. Özellikle de şirket sahiplerinin inandığı yönün aksine başka bir yön önerme olabilir. Dolayısıyla, kastettiğimiz şirket sahibinin bire bir ne düşündüğünü rapora dökmek değildir yönetim danışmanlığı. Tam tersine, vizyon katacak, benim aksimi söyledi ama gerçekten doğru bir yerden yaklaştı ve ben bile bunu okuduğumda bunun gerekli olduğunu anlıyorum, görüyorum, inanıyorum dedirtecek şeyleri buluyorsa dokümanın içerisinde, o zaman yönetim danışmanlığı projesi hakkıyla yapılmış demektir diye düşünüyoruz.

Yönetim Danışmanlığı İçin Sektörel Uzmanlık Gerekir mi?

Yukarıda yazdıklarımızın üzerine doktor örneğini yeniden geliştirirsek, doktorluk insanların sağlığına bakan, sağlığını değerlendiren ve bir şekilde onları iyileştiren, geliştiren bir meslektir. Firmalarsa insanların oluşturduğu birer organizasyon. Ancak organizasyonun sınırları vardır. Bu anlamda nasıl ki insan hücrelerden oluşmuş bir varlıksa, şirketler de insanlardan oluşmuş, yaşayan organizasyonlardır. Hücreler bir arada çalışarak insanın yaşamasını sağlarlar ve insanlar da uyum içinde çalışarak şirketin hedefe yönelik ilerlemesini sağlarlar. Yani, çeşitli birimlerde ve departmanlarda çalışan insanların hedefe daha hızlı ulaşması için destekte bulunan, hocalık yapan, yol gösteren unsur yönetim danışmanlığıdır. Sektör olarak bakılırsa, elbette her şirketin sektörel olarak farklılıklar vardır. Ama her şirketin üç aşağı beş yukarı ortak departmanları bulunur. Mesela yönetim departmanlarını şirketin beyni olarak düşünebiliriz. Muhasebe ve finans departmanı o şirketin girdi ve çıktılarının kaydını tutan başka bir organ olarak görev yapar, böyle düşünebiliriz. Satış-pazarlama departmanını şirkete tabiri caizse dışarıdan yemek sağlayan, organizmayı besleyen birim olarak kabul edebiliriz. Üretim departmanı da organizmanın çevresiyle bağlantısını sağlayan yer olarak söylenebilir. Bilgi ve İnsan Kaynakları sistemlerini yine organizmanın sinir ağları olarak düşünebiliriz. Sonuç olarak, belli noktalarda şirketin sektörden bağımsız özellikleri varsa da, sektörden bağımsız yönetim danışmanlığı yapılabilir mi? Yoksa her sektör için ayrı bir yönetim danışmanlığı mantalitesine mi ihtiyaç vardır? 

Sektörden bağımsız olarak yönetim danışmanlığı yapılabilir, hatta yapılmalıdır; bu çok daha değerli bir olgudur aslında. Şundan dolayı, belirttiğimiz üzere yapılar sektöre çok da bağımlı olmayacak şekilde benzerlikler gösterir farklı sektörlerdeki şirketleri kıyasladığımızda. Dolayısıyla bu noktada şirket körlüğü diye bilinen konu aslında sektör körlüğüne de dönüşebiliyor. Yani belli bir sektörün içinde faaliyet gösteren şirketler "Bir iş sadece böyle yapılır." körlüğünde olabiliyorlar. Burada yönetsel düzlemi kastediyoruz, spesifik bir üretim operasyonundan bahsetmiyoruz. Nihayetinde bu körlüğü yenmenin yolu farklı sektörlerde iş yapan yönetim danışmanlık firmalarından hizmet almak. Anlayacağınız, yönetim danışmanlığının sektörel odaklanmaları belli başlı olabilir. Fakat şu anlama gelmemelidir: Sadece kimya sektörüne çalışırım veya sadece makine sektöründe çalışırım demek aslında o körlüğü kendi içinde danışmanlık firması olarak da yaşatmak anlamına gelir. Danışmanlık firmasını şu şekilde düşünmekte fayda var: Birçok farklı sektörde, özellikle de inter-disipliner projeler yürüten rehber bir mentör kuruluş. Bu tanımdan hareket edersek, sektörel odaklanmadan ziyade, mesela stratejik plan alanında uzmanlaşan yönetim danışmanlığı firması, ayrıca aile anayasalarında ulaşan uzmanlaşan yönetim danışmanlığı firması. Birinin olması diğerinde uzmanlaşılamayacağı anlamına gelmez. Yönetim danışmanlığı firmaları genelde çok kapsamlı projeler yaptıkları için aynı anda birden fazla alanda, ekipleriyle uzmanlık sergilerler. Bunun gibi, uzmanlıklarını daha derinleştirmek için projeler olur. Ancak günümüz dünyasında şunu da unutmamak lazım, artık derebeylikler yok. Yani, artık şirketlerin içerisinde de sadece bir departmanın hüküm sürdüğü derebeylikler yok. Bir departmanın sınırlarının kale duvarları ile çevrilmiş bulunduğu ve başka hiçbir departmanla etkileşimde olmadığı sınırlar yok. Her şey içe geçmiş durumda. Bugün örneğin birçok firma için, özellikle hızlı tüketim gıda grubu, kimya grubu gibi sektörlerde pazarlamayı Ar-Ge'den bağımsız düşünemiyoruz, Ar-Ge'yi de pazarlamadan bağımsız düşünemiyoruz. Dolayısıyla, sizin bu alanda bir yönetim danışmanlığı projesi yapmanız gerekiyorsa, hem Ar-Ge ekiplerinizin işin içine girmesi lazım hem pazarlama ekiplerimizin girmesi lazım hem inovasyon ekiplerinizin girmesi lazım, ayrıca satış konusunda uzmanlaşmış ekiplerinizin de. Yani, yönetim danışmanlığının know-how havuzunuzun tamamının işin içine girmesi lazım. O yüzden böyle bir uzmanlaşmadan ziyade, yöntem uzmanlanlaşmasına daha çok önem vermek lazım.

Albert Solino'dan Yönetim Danışmanlığı Almak

Özetlemek gerekirse, bu yazıda yönetim danışmanlığının ne olduğunu söylemeye çalıştık. Ardından çeşitli benzetmeler yaptık. Çeşitli yönetim danışmanlığı adımlarından bahsetmiş olduk. Başarı faktörünü de inceledik. Yönetim danışmanlığında başarı ne ile ölçülür? Gördük ki başarı iki tarafın da gerekeni yerine getirmesi ile elde edilir ve ölçülebilir. Yani uygulamada ne kadar iyi olup olmadığı konusunda hizmet verenin de alanın da sorumlu olduğunu gördük. Son olarak, firmalar Albert Solino'dan danışmanlık almak isterlerse nasıl bir yol izlemeliler? Bize kimler, nasıl ulaşabilir?  Albert Solino olarak; şirketlere danışmanlık hizmetlerimiz nasıl ilerlemekte ? Bu sorulara cevap bulalım.

Cevabı 5 ana kategoride toparlayabiliriz; Albert Solino'ya ihtiyacı ve bu ihtiyacı ne zaman hissettiklerini. Birincisi, sanılanın aksine, sorunları olan veya sıkıntıda olan firmalardan ziyade, büyüyen firmalar bizi daha çok arıyor. Çünkü şöyle düşünün, çocukluk yıllarında çok hızlı büyür insan değil mi? 1 ay önce alınan ayakkabı, bir ay sonra ayağınıza uymaz hale geliyor. İşte, hızlı büyüyen firmalar, potansiyel yönetim danışmanlığı müşterilerimizdir. Hızlı büyüdükçe hissediyorlar ki ayakkabıları ve kıyafetleri, pantolonları, ceketleri onlara olmamaya başlıyor. 

Burada her zaman anlattığımız bir örneği verelim. Börek yapma örneği. Diyelim ki çok iyi börek yapıyorsunuz. Aileniz beş kişiyse, onlara yaparken gayet lezzetli oluyor. Misafirin geldiğini düşünelim ve börek yapacağınız kişi sayısı arttığında aynı tat ve lezzetle yapamayabiliyorsunuz. Daha fazla sayıda kişiye ulaştırmak konusunda sorun yaşıyorsunuz. Börek yapan başka ustalara da ihtiyaç duyuyorsunuz, yeni fırınlar satın almanız gerekiyor. Bu nedenle, yönetimi bilmeniz, pazarlamayı bilmeniz, lojistiği bilmeniz gerekiyor. Ayrıca üretirken standarta ulaşmak için mühendisliğe ihtiyacınız oluyor. Önce atölye sonra fabrika oluyorsunuz. Yani büyüdükçe öğrenmeye devam etmeniz gerekiyor.  Firmalardan duyuyoruz, büyümeden önce daha çok kazanıyorduk, diyorlar. Çünkü büyüdükçe şartları değiştirmeniz ve yeni duruma ayak uydurmanız gerekiyor. Bu noktada da danışmanlığa ve yönetim danışmanlığına ciddi bir ihtiyaç duyuluyor. 

Bu parantezi kapatıp sözünü ettiğimiz 5 kategoriye dönelim; birincisi hızlı büyüyen şirketlerdi. İkincisi, Türkiye'de çok yaygındır, aile şirketlerinde kurumsallaşma sürecinde hissedarların kendi aralarında çıkan hafif görüş ayrılıklarında bizim gibi bir hakeme, bir bilene başvurma istekleri. Şirketi yönetme konusunda belli farklı düşünceler olduğu zaman, bir bilen gelsin bizim de kabul edebileceğimiz tarafsız bir göz olarak analiz edip en iyi yöntemi bize söylesin diyorlar. Bu noktada, Aile Anayasası hizmetimizden başlayan ve kurumsallaşma hizmetimize devam eden ikinci grubu da böylece tanımlayabiliriz. 3. grup Türkiye'de insan kaynakları başlığından ve kavramından hareketle yönetim danışmanlığı talep edenler oluyor. Börek örneğinde söylediğimiz gibi, bir organizasyona ihtiyaç duyuluyor.O zaman şirketler bu organizasyonu nasıl kuracakları konusunda dış bir desteğe rehbere ihtiyaç duyuyorlar. Yani, organizasyon şeması nasıl olmalı, departmanlar nasıl olmalı, iş süreçleri nasıl olmalı, hangi departmanda kaç kişilik iş var, yani norm kadro ne olmalı, çalışanlarımın performansını nasıl ölçeceğim, bireysel performans yönetimini nasıl yapacağım, var olan çalışanlarımı nasıl tutabileceğim, onlara nasıl bir kariyer haritası sunabileceğim, belli ödüllendirme-prim sistemlerini nasıl uygulayacağım, adaleti nasıl sağlayacağım gibi sorular ortaya çıkıyor. Türkiye'deki şirketlere baktığımızda gerçekten önemli bir kısmı insan kaynakları, organizasyon, görev tanımı, süreç gibi alanlardaki gelişime bağlı yetersizlikleri görüp onları iyileştirmek için bizim kapımızı çalıyor. 

Dördüncü olarak tabir edebileceğimiz konu özellikle Türkiye'de daha baskın. Türkiye'de, devletin arz ettiği ya destek programları ya da belirlenen bazı standart veya mevzuatlardan hareketle firmaların uygulaması gereken bazı yönetsel konular oluyor. Hemen örnek vermek gerekirse, Türkiye'mizde Ar-Ge merkezleri denen bir olgu var. Devlet Ar-Ge merkezi yaptığı firmaların çalışanlarının nasıl ödüllendirildiğini, performansının nasıl ölçüldüğünü ve sistematik olarak nasıl takip edildiğini sorguluyor. Ve bunu sadece kabulde değil, her sene verilen faaliyet raporunda sorguluyor. Doğal olarak firmalar da mesela spesifik bir alanda uygulama örneği ve sistem görmek istiyorlar; ardından kendi firmalarına uygulatmak istiyorlar. Bu noktalarda bizim kapımızı çalıyorlar. Buna benzeyen çok ciddi bir Turquality programı var. Buna benzeyen yine devletin farklı destek veya mevzuat mekanizmalarında yer alan konular var. Örneğin devlet, çeşitli projelerde şirketlerin belli uluslararası yönetsel konuları bünyesine kazandırmalarını istiyor. Bu konuda da bizim kapımızı sıklıkla çalabiliyor firmalar. Beşinci yani sonuncu konu ise şirketin artık en sonunda kendi kendine gelip, para konusunda gördüğü sıkıntıyla ilgili yardım almak istemesi. Ki bunlar anlık sıkıntılar olabilir veya şirket potansiyel olarak bu sıkıntının geldiğini de görüyor olabilir. Gelgelelim, şirket bunu nasıl görür? Banka hesabındaki para azalıyor olabilir ya da kar etmediğini, rakamlara, muhasebeye, kayıtlara, yönetim raporlarına baktığında görebilir. Ayrıca, kredi gibi dış kaynaklara, dış borç kaynaklarına çok boğulduğunu görüyordur ve bir şeyin yanlış olduğunu fark ediyordur. Sonuç olarak, paranın azaldığı, paranın cebinde kalmadığını hissettiği noktada firmalar yine mutlaka biz yönetim danışmanlarının kapısını çalıyorlar, soruyorlar: "Benim nerede, şirketimin nerede hatalı olduğunu tespit edin. Bunu nasıl düzeltebilirim, yol haritası ve önerilerinizi sunun. Benim de aklımın yatacağı önerileri hayata geçirmekte bana yardımcı olun." Bunları genel olarak yönetim danışmanlığı ihtiyacının duyulduğu 5 ana alan olarak sıralayabiliriz. 

Neden Albert Solino?

Albert Solino olarak, uzun yıllardır danışmanlık sektörünün içerisindeyiz ve şirketlere danışmanlık hizmetleri vermekteyiz.  Durmadan kendimizi yenilememizin yanı sıra, birlikte iş yaptığımız çok sayıda firmanın memnuniyeti en büyük referanslarımızdandır. Farklı sektörleri görmüş olmamız, her sektör için ayrı ayrı başarılı planlar hazırlayabilmiş olmamız, öğrenmeye açık ve yetkin bir ekibimiz olduğuna dair en büyük dayanağımız. Yönetim danışmanlığının ne gayretli bir profesyonellikle başarıya götürebileceğini biliyoruz. Ülkemizde ve dünyada yıllar boyu yaşanmış birçok ekonomik dalgalanmada da refah zamanlarında da duruma yönelik etkili çözümler geliştirdik. Bu anlamda, yazıda bahsettiklerimiz şimdiye kadarki tecrübelerimizin bir nevi izdüşümü oldu. Eğer firmanızın ya da şirketinizin yönetim danışmanlığına ihtiyaç duyduğunu fark ettiyseniz hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz. Eğer bir şeylerin daha iyi gidebileceğini hissediyorsanız ama ihtiyacın ne olduğunun adını koyamıyorsanız, bizimle iletişime geçebilirsiniz. Albert Solino Yönetim Danışmanlığı, yaratıcı çözümleriyle, sizi daha ileriye götürecektir.

Bir Meslek Olarak Yönetim Danışmanı Ne İş Yapar ?

Yönetim danışmanları, karmaşık sorunları çözmek, paha biçilmez stratejiler geliştirmek ve müşterilerinin  finansal, kurumsal ve operasyonel sağlığını iyileştirmek için eğitilmiş uzmanlardır.

Çoğu yönetim danışmanı, müşterilerinin şirket içinde spesifik sorunlarını çözmelerine yardımcı olur.  Çoğu şirket; sektör bilgileri, farklı alanlardaki proje deneyimleri, problem çözme yetenekleri ve mantıksal tarafsızlıkları için yönetim danışmanlarını işe alır. Yönetim danışmanları araştırmayı uygular, dahili verileri analiz eder, insanlarla görüşür ve rapor hazırlar ve sunar. Yönetim danışmanları genellikle haftada en az 50 saat çalışırlar ve zamanlarını müşteriler ve diğer profesyoneller ile faydalı iş ilişkileri geliştirmek için harcarlar.

Yönetim danışmanlığı nedir ve yönetim danışmanı ne iş yapar : Yönetim danışmanları, müşterilerinin iş süreçlerini, yürütme stratejilerini ve organizasyonel tasarımlarını geliştirmelerine yardımcı olmak için endüstri uzmanlığından ve teknik bilgilerden faydalanacaktır:

  • Yetenekleri, sorunları ve daha önce başarısız olan çözümleri anlamak için her seviyedeki çalışanla proje içinde bağlantı kurar.
  • Temel sorunları ve özüm önerilerini formüle eder ve eyleme dönüştürülebilir planlama yoluyla öneriler geliştirirler.
  • Yönetim danışmanlarının yöneticilere rehberlik etmeleri ve yönetimi eğitmeleri beklenmektedir: Bu sayede; yöneticiler şirket misyonlarını yerine getirmede başarılı olurlar; yeteneklerini artırırlar ve şirket içi sorunlara daha kolay teknik çözümler önerebilirler.
  • Yönetim danışmanları genellikle kronik olarak zor problemlerle başa çıkmak için çağrıldıklarından, problemleri dikkatlice tartışmak ve çözmek için üstün kişiler arası ve iletişim becerilerini kullanırlar.

Yönetim Danışmanı hangi görevleri üstlenir ?

Bir yönetim danışmanı olarak şunları yapmanız gerekir:

  • Organizasyonu anlamak için araştırma ve veri toplama
  • Analiz yapmak
  • Müşteri şirketiniz bünyesindeki çalışanlarla, yönetim ekibi ile ve diğer paydaşlarla görüşme
  • Beyin Fırtınası  gruplarını yönetmek ve atölye çalışmalarını kolaylaştırmak
  • İş ve strateji önerilerini kurgulamak ve danışmanlık sunumları hazırlamak
  • Sorunları tanımlamak, kök -neden analizi ve çözümler oluşturmak
  • Müşterilere bulgu ve öneriler sunmak
  • Önerileri veya çözümleri uygulamak ve müşterinin hepsini gerçekleştirmek için gerekli yardımı almasını sağlamak
  • Ortaya çıkacak danışmanlık projelerini ve programlarını yönetmek
  • Analistler de dahil olmak üzere ekip içindeki takım arkadaşlarına ve paydaşlara liderlik etmek ve bunları yönetmek
  • Müşteriyi ilerleme hakkında bilgilendirmek ve ilgili kararları almak için müşteri ile irtibat kurmak.

Yönetim Danışmanı Hangi Becerilere Sahip Olmalıdır ?

Bir Yönetim Danışmanı olarak şu becerileri göstermeniz beklenecektir:

  • Bir takımın parçası olarak çalışma yeteneği
  • Sözlü ve yazılı kişiler arası iletişim becerileri
  • Yaratıcılık
  • Yenilikçi ve yalın düşünce tarzı
  • Problem çözme  yeteneği
  • Stratejik düşünme becerisi
  • Analitik beceri
  • Esneklik
  • Baskı ve zorluklarla başa çıkma yeteneği
  • Ticari farkındalık ve ticaretin yazılı olmayan kurallarının da anlaşılması.
  • Yüksek temsiliyet yeteneği ve sözünü dinletebilme becerisi

Yönetim Danışmanı Eğitim Beklentisi

Yönetim danışmanları,  geniş deneyime ve açık görüşlülüğe sahip iş profesyonelleridir. Bu alanda çalışan kişiler genelde üniversitelerin şu bölümlerinden mezundurlar:

  • İşletme
  • İktisat
  • Endüstri Mühendisliği
  • Makine Mühendisliği
  • Bilgisayar Mühendisliği
  • Yazılım Mühendisliği
  • Elektrik - Elektronik Mühendisliği
  • Kimya Mühendisliği
  • Yönetim Bilişim Sistemleri
  • İstatistik
  • Finans

Çoğu iş idaresi, finans, liderlik ya da insan kaynakları alanında yüksek lisans derecelerine sahiptir. Özel bir MBA derecesi; yeni danışmanlar için popüler bir adımdır. Danışmanlık alan çoğu işveren, Yönetim Danışmanı'ndan takım becerileri, akademik mükemmellik ve ilerici liderlik beklemektedir.

Şirketler stratejik düşünürler, değişim konusunda çok hevesli ve tutkulu danışmanlar isterler.  Danışmanlar, performans iyileştirme ve yönetiminin yanı sıra risk ve stratejik planlama konusunda deneyime ihtiyaç duyacaklardır. Liderliğe analiz sunma ve hedefleri uygun şekilde ele alma deneyimi arzu edilmektedir. İşverenler, danışmanların bir kuruluşu süreç, finans ve teknoloji gibi farklı iş perspektiflerinden değerlendirme yeteneğine sahip olmasını bekleyecektir.

Bir yönetim danışmanı, iş kavrayışlarını ve bilmeceleri çözmede nesnel görüşlerini uygulayan, son derece iyi eğitimli bir profesyoneldir.

Yönetim Danışmanlığı Hakkında Bazı Teorik ve Pratik Bilgiler

Yönetim Danışmanlığı Ne İşe Yarar ?

Dünya çok ciddi bir şekilde değişiyor, eski alışkanlıklarla iş yapmak giderek zorlaşıyor. İş yapma biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Organizasyon yapılarımızı, pazarımızın tanımını, pazarlama anlayışlarımızı, Liderlik yaklaşımlarımızı ve Dünyayı yeni bir şekilde algılamak zorundayız.

Her şeyi  yeniden düşünmek zamanı.

İşe başlamak için, bir strateji ve yönetim sistemine ihtiyacımız var. Maliyetleri düşürmek, toplam kalite, süreçleri gözden geçirme gibi  konularda olduğu gibi strateji konusunu da bir kurum becerisi haline getirmeliyiz. Stratejiyi her kurum birinci öncelikli konu olarak kabul etmeli, şirket içinde liderlik ve yönetim tarzlarını yeni baştan gözden geçirmelidir.

Şirketler , bu konuda hizmet aldıkları zaman şu faydalara ulaşabilirler:

  • Belirsiz, değişken ve oldukça riskli bir çevrede işletmeye yön kazandırır.
  • Yöneticiye yaratıcı ve sezgisel düşünce yollarını açmaktadır.
  • Çevreyi değerlendirme ve geleceği tahmin etme imkanı verir.
  • Fırsat ve tehditleri izleme ve değerlendirme imkanı verir.
  • Herkesin (alt bölümler ile beraber) ortak hareket noktasını oluşturur.

 Yönetim Bilimine Genel Bir Bakış

Yönetim, amaçlara yönelmiş, beşeri ve psikososyal özellikte bir süreçtir. Frederick Winslow Taylor tarafından yönetim bir bilim dalı olarak tanımlanmıştır. Fransız bilim adamı Henri Fayol tarafından yönetimin tanımı şu şekilde yapılmıştır:

“Yönetim işlevsel bir süreçtir.”

yönetim danışmanlığı
Yönetim Danışmanlığı

Henri Fayol’un 14 Yönetim İlkesi

  • İş Bölümü ve Uzmanlaşma
  • Yönetim/Amaç Birliği
  • Merkezileşme
  • Yetki ve Sorumluluk
  • Hiyerarşi
  • Kumanda Birliği
  • Disiplin
  • Hakkaniyet-Eşitlik
  • Genel Çıkarların Kişisel Çıkarlara Üstünlüğü
  • Çalışanların Ödüllendirilmesi
  • Düzen
  • Personelin Devamlılığı ve Denge
  • Girişim ve Teşebbüs
  • Birlik Ruhu

Yönetim, Karl Emil Maximilian’ın  tarafından  “insansız örgüt” olarak tanımlanmıştır.

Yönetim biliminin temel fonksiyonları olan şu 5 faaliyeti değerlendiririz:

  • Planlama
  • Organizasyon
  • Yürütme
  • Koordinasyon
  • Kontrol

Şirketlerde ister KOBİ ölçeğinde olsun, ister büyük uluslararası firma ölçeğinde, organizasyon büyüdükçe yönetimsel olarak eskiden karşılaşılmayan zorluklar baş gösterir. Nasıl ki, büyüyen bir çocuğun ayağı birkaç ay öncesine ait ayakkabıya sığmaz ise, şirketlerin de yönetimleri uygulana gelen stratejilere sığmamaya başlar. Eskiden basit gözüken organizasyon; karmaşıklaşır. Çetrefilli ve kurumsallıktan uzak bir hal alabilir.

Albert Solino Yönetim Danışmanlığı hizmetlerimizde şirketin durum tespitini yaptıktan sonra yönetim yapılandırması için kapsamlı iş planımızı uygulamaya geçiririz. Şirketlerin yönetimsel zorluklarını şirketin yönetim ekibinin bir parçası olarak değerlendirip çözümler sunar ve sunduğumuz çözümleri uygulamaya alırız.

Şirketler Neden Yönetim Danışmanlığı’na İhtiyaç Duyarlar?

Stratejik Yönetim Danışmanlığı, temel olarak şirketlerin kendi iç dinamiklerinden başlayıp dış dinamiklerin de etkisiyle şirketin maruz kaldığı tüm aşamaların değerlendirilmesi bakımından hayati öneme sahiptir.

Aslında şirketler bu yönden bir birey olarak da görülebilir: Nasıl ki bir birey doğumuyla başlayıp bir kariyer ve gelecek hedefine ulaşmaya çalışıyorsa şirketler de aynı şekilde aynı süreçlerden geçer. Bir birey ile bir şirket arasındaki en temel fark şudur: bir bireyin tek başına bir canlı olarak başarabileceği özellikle operasyon ve sosyal yönetim gücü bir organizasyonunki ile kıyaslanamayacak derecede küçüktür.

Bir organizasyon ise, bireylerden oluşmuş bir bireyler topluluğudur. İşte bu bireyler topluluğu ancak belli bir yönetim anlayışıyla yönetilir ve aynı amaç doğrultusunda, ahenkli bir şekilde yönetilebilirse işte o zaman insan yönetiminin etkisi ortaya çıkar ve imkansız görünebilen bir çok amaç gerçekleştirilebilir.

Yönetim danışmanlığı nedir ve yönetim danışmanı ne iş yapar : Sahada yaptığımız danışmanlık projeleri öncesi Süreç sahiplerinin sesine kulak verdik. Yönetim Danışmanlığı nedir sorusunun; aslında şirketlerin yaşadığı gerçek ihtiyaçlardan meydana geldiğini gözlemledik. Şirketleri, yönetim danışmanlığı almaya götüren gerçek sorunları ilgili kişilerin ağzından şöyle derledik:

Performans ve Bütçe Yönetimi

  • Performans yönetimi gerçek anlamda uygulanmıyor.
  • Bir talep yaptığımda bütçemin olmadığı söyleniyor ama bütçemin ne olduğu öncesinden söylenmiyor.
  • Performans değerlendirme kişisel yorumlara çok bağlı.
  • Bütçe süreçlerimiz uzun vadeli planlardan beslenmiyor.
  • Eğitim talepleri toplanıyor, ama sonrasında bütçemizde göremiyoruz.

İş Süreçleri

  • Tedarikçilerimizi kendimizden daha değerli görüyoruz.
  • Müşterinin her dediği kanun gibidir, mantıksız da olsa o talep gelir ve uğraşılır.
  • Veri girişinde kontrolümüz var ama sonra zamanımız olmuyor.
  • Eğitime ihtiyaç var.
  • Şirkette önceliklendirme sorunu var.
  • Dostlar alışverişte görsün bir onay hiyerarşimiz var.
  • Süreçlerimizde geriye gidiyoruz, en eski sisteme geri dönüyoruz.
  • Burada her şey acil.
  • Satınalma her satınalmanın içinde olmalı
  • Excel dosya takip ediliyor ama o da edilemiyor
  • İşimiz olmamasına rağmen, işin peşinden hep biz koşturuyoruz.
  • Bize gelen işin süzülerek gelmesi lazım.
  • Risk odaklı iş yapmıyor kimse.
  • Onay süreci uzayabiliyor, ani karar vermemiz gereken durumlar oluyor.

Organizasyon Yapısı, Görev ve Sorumluluk Ayrımları, Kurum Kültürü

  • Kendimi geliştiremediğimi düşünüyorum.
  • Sağlıklı bir şekilde işi devralamıyorum.
  • İnsanların sürekli yeniliğe kapalı olmasından üzülüyorum.
  • Kimin nerede ne kadar sorumluluğu var diye bir şey yok.
  • Birisi gittiği zaman yerine yedekleyeceğim kimse yok.
  • Diğer departmanlarda ne yapıldığını bilmiyorum.
  • Bu tarz bir işi bizim gibi bir ekibe vermek büyük bir risk.
  • Departmanlar arası sinerji yok.
  • Bu şirket bana hayatı öğretmiştir.
  • Burada belli kişilerin yaptırım gücü var, belli kişilerin bir şeyleri elde etme gücü var.
  • Departmanımıza bakış açısını değiştirmek isterdim.
  • Sanki kendi isteğim için bir şey istiyorum insanlardan, halbuki müşteriye karşı herkes sorumlu.
  • Bu konuya ilişkin bir proje yapacaktık ama hayata geçmedi. Alınan kararların uygulanmasında biraz hantallık var.
  • Çalışma alanımda çok ses var, işime konsantre olamıyorum.
  • Şirketlerde bir kişi birkaç gömlek giymek durumunda olabiliyor.

Raporlama

  • Verinin peşinden o kadar koşturuyoruz ki raporları yorumlamaya vaktimiz kalmıyor.
  • Sistemde birbirine benzeyen çok sayıda rapor var.
  • ERP aldık; milyonlarca TL yatırdık; ama raporları hala Excel'de takip ediyoruz.
  • Bu sistemsel bir rapor olsa hayatım daha kolaylaşır.
  • Bana tanımlı olan raporların ne işe yaradığını bilmiyorum.

Bilgi Sistemleri

  • Biz modülü değil, modül bizi kullanıyor.
  • Hazine modülü ne işe yarar anlamadım.
  • Biz mi modülü kapatıyoruz, modül mü bizi kapatıyor?..
  • ERP grubun en büyük sıkıntısı. Bir türlü etkin kullanmıyoruz mevcut yazılımı.
  • Sistemi bilmiyorum; bir faturayı 2 saatte kestim.

Stratejik Yönetim Danışmanlığı Modeli

Stratejik Yönetim Danışmanlığı Modeli 'nde "Başarı sürekli olarak değer yaratabilmektir" olarak tanımlanır. Değer yaratmada sürekliliği sağlayabilmek ise;

  1. Hem “doğru işin yapılması”
  2. Hem “işin doğru yapılması”
  3. Hem “işin fark yaratacak şekilde yapılması”
  4. Hem de “sürekliliği sağlayacak yapılanma” gereklidir.

5 soruda Stratejik Yönetim

Her şirket Stratejik Yönetim 'e geçme kararı aldığında kendisine şu 5 soruyu sormalı ve yönetim danışmanlığı nedir sorusu da dahil olmak üzere cevaplarını araştırmalıdır:

  1. Bugün Neredeyiz ?
  2. Rotamız Ne Olacak ?
  3. Nasıl Gideceğiz ?
  4. Nelere İhtiyacımız Var ?
  5. Doğru Yolda Olduğumuzu Nasıl Anlayacağız ?

Bu sorular üzerinde şirketler düşünmeye başladığında; kendilerine rehberlik etmesi için Yönetim Danışmanlığı hizmetine başvurma yoluna girmiş demektir.

 

Alkan Balkaya

Kurucu Ortak | Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanı

ErdeN Tüzünkan 

Kurucu Ortak | Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanı

 

Yönetim Danışmanlığı Nedir ? Yönetim Danışmanı Ne iş Yapar ?” üzerine 2 yorum

  1. Yönetim danışmanlığı ihtiyacını börek örneğiyle ele almanız çok hoş olmuş. İzninizle makalemde bu örneklere yer vermek isterim.

  2. Merhaba Metehan Bey, öncelikle güzel geri dönüşleriniz için teşekkür ederiz. Makalenizde elbette kullanabilirsiniz. İletişim bilgilerinizi, [email protected] mail adresine gönderirseniz, daha fazla yardımcı olmak adına ek dokümanlarda paylaşabiliriz. Mutlu günler dileriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.