Sınai Mülkiyet Kanunu Nedir?

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu özellikle marka ve markacılığı kapsayan kanundur. Marka sahiplerinin karşılaşabileceği haksız durumların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Marka sahiplerinin hakları ve hangi durumlarda dava açabilecekleri açıklanmıştır. Sınai Mülkiyet Kanunu olarak anılan bu kanunun birçok detayı bulunmaktadır. Bu yazımızda sizler için Sınai Mülkiyet Kanunu nedir? hakkındaki soru işaretlerini kaldırmaya çalışacağız. 

 

Fikri haklar mı Fikri Mülkiyet mi?  Fikir Ürünü Sahipliğinin temel yapısı nasıl yorumlanabilir?

Mülkiyet zamanla sınırlı değildir. Benim elimden mülkiyet hakkımı mülkümü alamazsınız ancak haklar buluşa patent vermek gibi 20 yıl ile sınırlıdır, tasarım 25, marka yenilenebilir şekilde 10 yıl ile sınırlıdır. 

Hakların nitelikleri mülkiyetten çok farklıdır. 

Her iki kullanım da uygundur ancak doğrusunun Haklar olduğunu belirtmek gerekir. 

Temel yapı fikir ile başlar. Fikir, fikir ürünü, fikir ürünü sahibi ve fikir ürünü sahibinin hakları şeklinde dört temel unsurdan oluşmaktadır. Ulusal ve uluslararası platformlarda geçerlidir.  Fikirlerin korunup korunmayacağı konusunda birçok ülkede sorun yaşanmaktadır. Bu çok önemli bir konudur. Fikirlerin korunması konusunda sıkıntı yaşandığı için kanunlarda bu konuya eser olarak yer verilmiştir. Fikirlerin değil, ifade biçimlerinin yani fikir ürünlerinin korunacağı bilinmelidir. 

Fikirler Değil Fikir Ürünleri Korunmaktadır

Fikirler ifade edildikten sonra fikir ürünü oluşuyor, ne oluyor boyut değişiyor. Soyutla somut arasındaki fark gibi. Ben şöyle bir tablo yapacağım olmuyor, yapılması gerekiyor.  Bir biçim kazandırmamız gerekiyor aksi halde bir yasal koruma söz konusu değildir. İfade edilmemiş fikirler korunmaz. Fikirler değil fikirlerin ifade ediliş şekli korunur, öyleyse ifade etmeden önce kimseye söylememiz gerekmektedir. Bu noktada gizlilik sözleşmeleri de gündeme gelebiliyor. 

Hiçbir onay gerekmeden eserler oluşturulduğu andan itibaren (BERN sözleşmesine üye bütün ülkelerde) korunacaktır. 

İnsan aklını kullanıyor ve fikirleri oluşturabiliyor Ancak fikirler korunmadığı için ikinci aşamada fikirleri ifade ederek ürüne dönüştürüyor yani fikri ifade ediyor ve örneğin yağlı boya tablo yapıyor. Yani fikir ürünlerine dönüşüyor. Ürün oluştuğu zaman da bu ürünün bir sahibi olacağı ona da yasal düzenlemelerde bir hak tanınıyor.  Bu yüzden fikir ürünlerinin korunması gerektiği 18.yydan itibaren netleşiyor ve artık bir şiirin sahibi şairdir diyoruz. Elinde bulunduran değildir.

 

Fikrin ele tutulur hale getirilmesi: Fikir ürünü: Expression: İfade edilmektir. Bu ifade edilirken ayırt edilmesini sağlaması, anlaşılmasını sağlayacak şekilde sicilde gösterilebilir olması (marka), uygulamayı sağlayacak nitelikte yeterince açık ve tam olması (patent), açıklanmamış ve bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayıt edici nitelikte olması (tasarım) ön koşullardır.

Her firmanın bir iş stratejisi ya da başka bir deyişle stratejik bir amacı vardır. Firmalar bu stratejik amaca göre bir inovasyon stratejisi tanımlaması gerekir. Genelde karıştırılan bir ifade olarak inovasyon stratejisi “teknoloji haritası” değil, “yeniliğin yönetimi” dir. Yani firmaların iş stratejilerinde hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak bir yenilik yöntemidir.  

İyi kurgulanmış bir fikri mülkiyet stratejisi ise inovasyon strateji ile etkileşim halindedir. En temelde firmaların iş stratejilerine hizmet etmeyi amaçlar. Burada birçok firmanın yanılgısı fikri mülkiyet stratejisine bir buluşumuz var buna hemen bir paten alalım şeklinde bir yaklaşım ile başlar. Oysaki doğru bir fikri haklar stratejisi ancak iş stratejinize hizmet eden ve inovasyon stratejiniz ile birbirine bağlı bir şekilde oluşturulmalıdır. 

Ticari bir işletmenin amacı elbette kar elde etmektedir. 

Peki, nasıl yöneteceğiz, nelere dikkat edeceğiz? 

Öncelikle belirtmek gerekir ki Fikri Mülkiyet yönetimi sadece ben bir şey buldum bu bulduğumu da patentini almak istiyorum düşüncesinin ötesinde kaynak yaratan bir strateji olarak değerlendirilmelidir.  

ISO 56007 maddesinde tanımlandığı gibi bir kurum ya da kuruluşun yaşayabilmesi ve büyüyebilmesi için yeni fikirlerin üretilmesi, seçilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu da ancak, fikirlerin toplanması, değerlendirilmesi, ödüllendirilmesi ve projelendirilmesi ile ilgili aksiyonlar ile sağlanabilmektedir. Fırsatları topladıktan sonra yönetmek bir aşamadır. 

Fikirleri nasıl yönetebileceğimiz ise  “Intellectual Property Intellecence” diye adlandırılan teknolojik trendlerin takip edilmesi ve inovasyon istihbaratı oluşturulması ile mümkündür. Bu konuda en derinlemesine fayda sağlayabilecek kaynaklardan bir tanesi ise patent verileridir. Öyleyse, her patent konusu günceme geldiğinde sıklıkla tekrarladığımız “veri analizi” oldukça önemlidir. 

Kalitemizi, duruşumuzu, varlığımızı ortaya koyan Fikri ve Sınai Hakların yönetiminin her bir aşamasındaki kişinin yeteneği çok önemlidir. Bu kişilerin alanında uzman, yasal konulara hakim ve yetkin insanlar tarafından yapılması gerekmektedir. Çünkü fikri hak sahibi olmak bir maliyettir. Sürdürmek de ciddi bir maliyettir. 

Günümüzde firma yöneticileri ve firma liderleri fikri mülkiyetin değerini tam olarak kavrayabilmiş durumda değildir. Dolayısıyla bu eksiklik fikri mülkiyetin stratejik planlamasında ve fikri mülkiyetin yönetiminde olumsuzluk teşkil etmektedir. 

Fikri mülkiyetin yönetiminde sistemi bütünleşik ele almak önemli bir değer taşımaktadır.  Sistemi bütünleşik ele almak firma içinde fikri mülkiyette söz sahibi olan herkesin ortak bir dile sahip olması ve bu sürece hepsinin dahil olması gibi anlatılabilir. 

Fikri Ve Sınai Hakların Doğru Yönetimi

  • Yatırımlarınızın zarar görmesini engeller
  • Haksız rekabet ve taklitçiliğe karşı etkili bir yoldur.
  • Devir, lisans gibi işlemlere konu olarak şirkete ek gelirler sağlayabilir.

 

Fikri Ve Sınai Haklar Koruma Yöntemleri 

Fikri Mülkiyet Hakları (Sınai Haklar – Fikri Haklar ayrımı): Fikri mülkiyet hakkı dediğimiz aslında bir üst kavramdır. İçerisinde hem sınai haklar hem de fikri haklar mevcuttur. 

Fikri Haklar en basit hali ile sahibinin hususiyetini taşıyan fikir ürünlerine verilen bir korumadır. 

Sınai Haklar ise 67769 sayılı kanun ile korunan marka, patent / faydalı model,  tasarım, coğrafi işaretler için verilen koruma türleridir. 

En temel hali ile patent ve faydalı modeller “teknik etkiyi” korurken, tasarım “görünümü” korur. Marka ise ürün ya da hizmeti diğerlerinden ayıran işaretleri korumaktadır.

Bu noktada kanun dışı korunan haklardan da söz etmek gerekir. Kanunun bir sınai hak olarak saymadığı ancak sınai hak şeklinde nitelendirilen geleneksel ürün adları, entegre devre topografyaları, işletme adları ve yeni bitki ve hayvan çeşitleri de koruma altına alınabilmektedir. 

Fikri mülkiyet hakları, hukukun diğer alanlarından farklı, kendine özgü  niteliklere sahiptir. Fikri mülkiyetin özellikleri dikkate alınmaksızın düz mantıkla,  bu alana ilişkin problemlere çözüm üretilemez. 

 

Maddi mülkiyetten farklı olarak, fikri mülkiyet hakları süreye tabidir. Yani bu haklar belirli sürelerle sınırlı olmak üzere korunurlar. Sözgelimi, ülkemizde telif hakları, eser sahibinin yaşamı boyu + 70 yıl korunur. Tescile tabi haklardan  olan patentler 20 yıl, faydalı modeller 10 yıl, markalar 10 yılda bir yenilenmek kaydıyla süresiz, tasarımlar beşer yıllık dönemler halinde yenilenmek kaydıyla 25 yıl korunur. Süreler dolunca bu haklar kural olarak kamuya mal olur ve  bunlardan üçüncü kişilerin yararlanması serbest hale gelir.

 Hukuk ulusaldır, yani yereldir; her ülkenin hukuku kendine özgüdür. Bu durum  fikri mülkiyet hukuku bakımından da geçerlidir. Gerçi uluslararası anlaşmalar  yoluyla bu konuda önemli adımlar atılmıştır. Bu adımlara rağmen tek bir hukuk  düzeniyle bugün patent ya da marka koruması mümkün değildir. Bir başvuruyla  birden çok ülkede belge alınabilir. Ama belge hangi ülkeden alınmışsa, sahibine o ülkenin hukuk kuralları çerçevesinde hak verir ve bir ihtilaf halinde o ülkenin mahkemeleri o ülkenin hukukunu uygulayarak sorunu çözer. Sözgelimi, ABD’de tescilli  bir patent, Türkiye’de korunmayacağı gibi, tersi de mümkün değildir

Sınai Mülkiyet Kanunu Amacı Nedir?

 

  • Bu kanunun amacı; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün isimleri hakkını korumak, böylece teknolojiyi, ekonomiyi ve toplumu korumaktır.
  • Bu kanun; coğrafi işaret, tasarım, patent, ticari marka, ve faydalı model içermekte olan geleneksel ürünlerdir.
  • Adına ilişkin başvuruların, tescil başı ve tescil sonrası işlemler ile bu hakların ihlaline yönelik kanun ve hukuki işlemlerin korunması.
  • Cezai yaptırımlar dahildir.

sınai mülkiyet

Sınai Mülkiyet Kanunu Ne Zaman Çıktı?

Sınai mülkiyet kanunu , (smk) 6769 sayılı olan Sınai Mülkiyet Kanunu adı ile Yürürlüğe Girdi 07 Haziran 2017. 6769 sayılı olan Sınai Mülkiyet Kanunu (“Kanun”), madde 30/1 ile 10.01.2017 tarihinde ve 29944 sayılı Resmi Gazete üzerinden yayımlanması ile yürürlüğe girmiştir.

Sınai Mülkiyet Kanunu Hangi Konuyu Düzenlemektedir?

Telif hakları, patentler, faydalı modeller, tasarımlar, markalar, coğrafi işaretler, yeni  bitki çeşitleri, entegre devre topografyaları, biyoteknoloji, gen teknolojisi, bilgisayar  programları, veri tabanları ve hatta ticari sırlar fikri mülkiyet şemsiyesi altındadır ve fikri mülkiyet ihlali ihtimaline karşı korumalıdır. Kavram giderek genişleme eğilimindedir.

 

Bütün fikir ürünleri çok değerlidir. 

Kişiler eserlerinin çok önemli olduğunu buluşlarının çok önemli olduğunu unutmasınlar. Tasarımlarının önemli. Teknoloji geliştirme vakfının bir yayını varı. Diyor ki eğer ihraç edeceğiniz ürününüz özgün bir tasarım ise ya da buluşunuz patentlenir ise 3.7 kat değeri artmaktadır. 

Amerika’da son yıllarda 800 bin civarında değerlendirme 300 bini patent almıştır. Tek yapılacak şey yazılı kurallara uymak üzere hareket etmektir. 

Sınai Mülkiyet Durum Tespiti (IP Audit)

Sahip olunan ve kullanılan sınai mülkiyet varlıklarını belirlemek, izlemek ve riskleri değerlendirmek için sınai mülkiyet varlıklarına ilişkin durum tespit ve analiz edilmelidir. 

  • Tescilsiz varlıkların tespiti ve izlenecek yolun belirlenmesi
  • Tüm sınai varlıklar için risk analizi
  • Muhtemel ihlallerin ya da ihlal iddialarının önüne geçilmesine yönelik adımlar 
  • Risklerin giderilmesi ve ticari değerin artırılması

Başvuru öncesinde önemli noktalar:

  • Tasarım ya da patent/faydalı model başvurusuna konu buluşun kamuya açıklanmaması
  • Gizlilik sözleşmelerinin imzalanması
  • Ön araştırma gerçekleştirilmesi

Başvuru sonrasında önemli noktalar:

  • Yenileme sürelerine uyulması
  • Diğer başvuruların takibi ve gerekli itirazların yapılması
  • İhlal durumunda hukuki yollara başvurulması

Sınai Mülkiyet Kanunu İle Hak Sahipleri Ne Elde Eder?

Hak sahiplerinin izni dışındaki her türlü kullanımını engelleme hakkı verir. Yani ististani durumlar hariç 3.kişilerin kullanmasını, hakkımızın değerinden faydalanmasını engelliyoruz. 

Rakip firmaların aynı veya benzer ürün/hizmetler için aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer hakkı kullanmaları halinde yapılan yatırımların zarar görmesini engeller. 

Haksız rekabet ve taklitçiliğe karşı etkili bir yoldur. Hele şimdi e ticarette oldukça yaygınlaştı. Dolayısıyla bildiğimiz güvendiğimiz alanlara yöneliyoruz. 

Oldukça önemli bir değer, bu yüzden korumak, hak sahibi olmak da hayli önemli. 

Devir, lisans gibi işlemlere konu olarak şirkete ek gelirler sağlayabilir.

Sınai Mülkiyet Kanunu ile kazandığınız haklar, şirketin kendisi, sizinle iş yapılmasının değeridir.  Devamlı gelişmesi, korunması ve yaşatılması gerekir. 

Fİkri ve Sınai Mülkiyet Hakları Nedir?

Sınai Mülkiyet Kanunu Tarihçe

Genç  Türkiye Cumhuriyeti, 1924 yılında imzalanan Lozan Anlaşması’nın eki “Ticaret Mukavelenamesi” ile Paris Sözleşmesi’ne katılımı taahhüt etmiştir. Paris Sözleşmesi’ne katılımın ardından 1930 yılında hükümet markaların uluslararasına tesciline ilişkin Madrid Andlaşması’na katılım için kanunla yetkilendirilmiş ve Türkiye 1930 yılında Madrid Andlaşması’nın tarafı olmuştur.

Buna karşılık, 1955 yılında İcra Vekilleri Heyeti, 1619 sayılı kanunun 1. maddesine istinaden Türkiye’nin Madrid Andlaşması’ndan çekilmesine karar vermiş ve Türkiye andlaşmadan çekilmiştir.

Andlaşmadan çekilime dair gerekçeler [Hayri Dericioğlu - “Türk Sınai Mülkiyet Mevzuatı ve Tatbikatı” (1957), aktaran Prof. Dr. İsmail Kırca – “Markaların Milletlerarası Tescili (Madrid Sistemi)”]:

“Türkiye’nin Madrid Sistemi’nden çıkışı için temel neden, uluslararası tescil sisteminin Türkiye için iktisadi ve mali açıdan faydadan çok zarar vermesi olarak gösterilmiştir. Buna göre, Türkiye tescil ettirdiği birkaç markaya karşılık olarak her yıl ortalama 7500 markanın yabancı markanın korunmasını taahhüt etmektedir.” (Not: Eğer kitapta bir yazım hatası söz konusu değilse, 1930-1955 yılları arasında Madrid Andlaşması çerçevesinde her yıl ortalama 7500 yabancı markanın korunmasının taahhüt edilmesi inandırıcı bir rakam olarak gözükmemektedir.)

Andlaşmadan çekilime dair gerekçeler [devam]:

“Türkiye bu anlamaya katılmamış olsaydı, milletlerarası tescile konu markaların sahiplerinden bir kısmı, markasına koruma sağlamak için Türkiye’ye gelip markasını tescil ettirmek zorunda kalacak ve bu sayı yıllar geçtikçe artış gösterecekti. Bunun sonucunda yabancı marka sahiplerinin yapacakları masraflar ve ödeyecekleri vekillik ücretleri, ülkeye döviz olarak girecekti. … Anlaşma’dan çekilmemiz ile Türk marka sahiplerinin milletlerarası tescil için ödeyecekleri harçların ülkeden döviz olarak çıkışı da engellenecekti. Nihayet, Milletlerarası Büro’nun elde ettiği gelir dolayısıyla üye ülkelere ödediği paradan Türkiye’nin payına düşen miktar, Türkiye’nin Paris Anlaşması uyarınca Beynelmilel Kalem’in masraflarını karşılamak üzere her yıl ödemek zorunda olduğu parayı dahi karşılayamamaktaydı.”

Türkiye 1999 yılında Madrid Protokolü’ne katılım yoluyla uluslararası marka tescil sistemine tekrar entegre olmuştur ve bu katılım umarız kalıcı olacaktır.

Mevcut tüm göstergeler, sistemin gerek Türk başvuruları sahipleri tarafından yurtdışında tescil amacıyla ektin biçimde kullanıldığını, gerekse de yabancı başvuru sahiplerinin Madrid sistemini Türkiye’de marka başvurusu için başlıca yol olarak kullandığını göstermektedir.

  • 1883 tarihli Sınai Mülkiyetin Korunmasına Dair Paris Sözleşmesi
  • Üye ülkelerin vatandaşları marka tescili ve yasal koruması konusunda eşit haklara sahiptir (Madde 2). 
  • Üye ülkelerde marka başvurusu yapmak için altı aylık bir rüçhan hakkı kullanılabilir (Madde 4).  
  • Tescilli markanın kullanılması zorunlu tutulur ise, bunun için belirli bir süre konulması gerekir (Madde 5C1). 

Paris Sözleşmesi

Tescilli markanın ayırt edici unsurunu etkilemeyen farklı kullanımları tescilin hükümsüzlüğünü gerektirmez (Madde 5C2).  

Aynı markanın farklı işletmeler tarafından ortak kullanılması, halkı yanıltıcı olmamak koşuluyla, tescile engel olmaz (Madde 5C3). 

Marka olarak tescil edilemeyecek işaretler dışında bir üye ülkede tescil edilen markanın, öteki üye ülkelerde başvurusu ve korunması o ülke kanunları çerçevesinde değerlendirilerek kabul edilebilir (Madde 6 A, B). 

Bir markanın üye bir ülkede başvurusu yapıldığını ya da tescil edildiğini kanıtlayan belgenin tasdiki istenemez (Madde 6B1). 

Tescilli bir markanın yenilenmesi, öteki ülkelerdeki tescillerinde yenilenmesini gerektirmez (Madde 6E). 

Tanınmış markaların aynı ya da benzerinin benzemeyen mallar için tescil başvurusu ya da tescili halinde, doğrudan ya da ilgilinin bildirimi üzerine, bu başvurunun reddi ya da tescilin hükümsüzlüğü taahhüt edilecektir. (Madde 6 Mükerrer). 

Fikri Mülkiyet Hukuku Nedir

TRIPS

TRIPS, Dünya Ticaret Örgütü’nü kuran anlaşmanın eki olarak kabul edilmektedir ve ticaretle bağlantılı fikri mülkiyet haklarını düzenlemektedir.

Anlaşmanın amacı; uluslararası ticaretteki engelleri ve düzensizlikleri azaltmak, fikri mülkiyet haklarının uygulanmasına ilişkin usul ve önlemlerin ticaret için bir engel teşkil etmemesini sağlamaktır. Bu amaca yönelik olarak, fikri mülkiyet haklarının tanınması, gerekli korumanın sağlanması, üye ülkelerin ulusal planda ve birbirlerine ait fikri mülkiyet haklarını korumaları bağlamında asgari standartların belirlenmesi gibi hususlara anlaşma kapsamında yer verilmiştir. 

Fikri Mülkiyet Hakları Çeşitleri

TRIPS bir çerçeve anlaşma olup, üye ülkeler ulusal mevzuatlarını hazırlarken kabul edilen asgari standartlara uymak zorundadır.

Fikri Hakların Ticarete İlişkin Yönleri Hakkında Anlaşma'nın (TRIPS) 15 ila 21 inci maddelerini kapsayan İkinci Bölümü markalarla ilgilidir. 

Korunabilirlik, hakkın kapsamı, istisnalar, koruma süresi, kullanma zorunluluğu, lisans ve devir başlıklarında ana konuları içeren hükümler üye ülkeleri bağlayıcı nitelik taşımaktadır. 

  1. Marka koruması alanına yönelik Türkiye’nin taraf olduğu özel uluslararası andlaşmalar

Bu andlaşmaların tamamı hakkında özel eğitimler yapılacağından burada sadece ismen anılacaklardır.

A. Markaların Uluslararası Tescili Hakkında Madrid Protokolü

B. Markaların Tescili Amaçları İçin Malların ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırması Hakkında Nicé Anlaşması

C. Markaların Figüratif Unsurlarının Uluslararası Sınıflandırmasını Kuran Viyana Anlaşması

D. Marka Kanunu Andlaşması

E. Singapur Andlaşması (Türkiye tarafında imzalanmış ancak henüz katılım sağlanmamıştır)

 

İpucu

Fikri Mülkiyet YönetimiSınai Mülkiyet Kanunu ve Telif Hakkı  gibi konular  ile ilgili verdiğimiz hizmetlerle alakalı tüm bilgilere sahip olmak istiyorsanız "Fikri  ve Sınai Haklar Danışmanlığı" sayfamız ilginizi çekecektir.