Durumsallık Yaklaşımı Nedir? 

Durumsallık yaklaşımının kökeni çok eskilere dayanmasına rağmen, günümüzde de oldukça popüler bir kavramdır. Durumsallık yaklaşımı, yönetimde ve liderlikte tek bir doğrunun olmadığını savunur.

İpucu

Yönetim Danışmanlığı yaklaşımımızı, danışmanlık sürecimizin detayları ve bu hizmetimizin püf noktalarının açıklandığı Yönetim Danışmanlığı sayfamız ilginizi çekecektir.

 

 Durumsallık yaklaşımında doğru, o an içinde bulunulan koşullara, zamana, organizasyona ve çalışan kişilik özelliklerine göre değişir. Durumsallık yaklaşımında “en iyi yöntem” yoktur. Matrix filminde mavi ve kırmızı şeklinde iki hap vardır. O haplardan hangisini tercih ederseniz edin nihai bir karara ve çözüme gitmiş olursunuz. Durumsallık yaklaşımına göre de böyle tek bir hap yoktur. Duruma, çevresel şartlara, organizasyona ve kişiye göre değişen doğrular seti vardır. Dolayısıyla durumsallık yaklaşımını ele alırken tek bir yöntemden bahsedemeyiz. Bütün sektörlerde ve işletmelerde “X yöntemini uygularsanız bu sizin sorununuzu çözecektir.” diyemeyiz. Durumsallık yaklaşımında, “Y durumunda, Z şartlarına göre A metodu işe yaradı. Z şartı değişirse, A dışında farklı bir metot bulmak gerekir.” şeklinde bir düşünce vardır.

Durumsallık yaklaşımında tek bir yöntem yoktur, koşullara göre değişir. Durumsallık yaklaşımında yönetim evrensel olarak görülmez. Yönetimdeki iyi bir uygulamanın aslında evrensel olmadığını, yani duruma özgü olduğunu savunur. Şirketlerde karşılaşılan her bir problem kendi içinde farklı bir yönetim ve liderlik tarzını gerektirir. Organizasyon yapıları, teknoloji ve çevre koşulları durumsallık yaklaşımını etkilemektedir. Durumsallık yaklaşımında başarı farklı değişkenlere bağlıdır. Farklı değişkenler; çevre koşulları, rekabet, rakiplerin durumları, pazarın durumu gibi konular olabilir. Dolayısıyla, durumsallık yaklaşımına göre her ortamda ve koşulda geçerli olan tek bir doğru liderlik yönetimi bulunmaz. Durumsallık yaklaşımını kurallara göre liderlik anlayışından, duruma göre liderlik anlayışına geçen bir köprü olarak tanımlayabiliriz. 

Durumsallık Ne Demek? 

Durumsallık, yönetimde çevik olma sanatıdır. Bu kavram bilimseldir ve içerisinde çok ciddi teori ve kuramlar barındırır. Yönetim teorilerini ele aldığımız zaman bu işin kökeni Henry Fayol ile Frederick Taylor’ın yönetim bilimine kattığı kavramlara dayanır. Bu kavram, 1960-70’li yıllara geldiğimizde bazı eleştiriler alır çünkü klasik yönetim teorisinden çok daha farklıdır. Klasik yönetim teorisi daha çok emir-komuta zincirine dayanır. Askeri düzendeki gibi hiyerarşik bir düzen olur, kurallar olması gerekir ve bu kuralların çok katı olması lazımdır. Alttan üste ve üstten alta belirli akışlar olması gerekir. Üstten emir verildiğinde alttaki yapar ve size geri bildirimini iletir. Sanayileşmenin hız kazanması ve küreselleşmenin ilk adımlarını atmasıyla bu döngünün sonu gelir ve durumsallık kavramı ortaya çıkar. 

Durumsallık Yaklaşımı Ne Zaman Popüler Oldu? 

Sanayileşme ve küreselleşme, 1967’de Fiedler’in durumsallık modeli ve Fiedler’in durumsallık kuramının çıkışına sebep oldu. Fayol ve Taylor’ın esnek olmayan yönetim yaklaşımı artık yerini daha esnek olan durumsallığa bıraktı. Eski yönetim anlayışı şirketlere dar gelmeye başladı. Şirketler, sadece tek bir doğrunun olduğu bir yönetim felsefesini benimsemek istemedi. Bu noktada Fiedler’in durumsallık kuramını ortaya attılar. Durumsallık kuramı ve durumsallık yönetimi başlıkları bu kapsamda oldukça fazla karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde de durumsallık kavramının teknoloji ile harmanlandığını görmekteyiz.

Kurumsallık Nedir? 

Kurumların, bireylerden bağımsız hale gelmesine verilen isimdir. Kurumsallık, şirketlerin sürdürülebilir bir şekilde hayatlarını devam ettirebilmesi için kişilere olan bağlılığını ortadan kaldırmasına denir.

Şirketlerde Kurumsallık Nedir?

Şirketlerde devamlılığın sağlanabilmesi için gerekli araçların kurumsallaştırılmasıdır. İşletmelerin temel ilke ve değerlerinin belirlenmiş olması, yönetim yapılarının kesinleştirilmiş olması ve kişiden bağımsız hale gelebilmesi için sistematik bir çerçeveye kavuşturulmuş olması gerekir.

Kurumsallık Ne Demek?

Kurumsallığı tanımlarken hep, kişilerden bağımsızlaştırma ve kurallar ve temel değerler yapısını örmekten bahsederiz. Kurumsallık, “Kişiler olmasın. İnsanlar olmadan da işletmemi çok iyi yerlere getirebilirim.” demek değildir. Kişiden bağımsız hale gelmek; kişiyi sahanın dışına atmak veya ona sırtımızı çevirmek demek değildir. Şirket, kesinlikle insanlarla büyür dolayısıyla onlara sırt çevirmek söz konusu olamaz. Kurumsallık teorisi ve insan ilişkisi kapsamında sadece tek kişinin görüşleri dikkate alınmamalıdır. 

Kurumsal bir şirket, belirli yöntemlerle sınırlı kalmaz ve sahip olduğu yöntemleri de tüm şirketi kapsayacak bir şekilde biçimlendirir. Aklımızdakileri, ihtiyaç olduğunda kullanılabilecek araç çantası haline getirebilirsek kurumsallık yolunda büyük adımlar atmış oluruz. Bireylerin düşüncelerini şirketin geneline yayar, kurumsal hafızayı hayata geçirir, temel değerlerde ortaklaşır, öngörülerle alakalı ihtiyaç kiti yaratıp bu kiti herkese açık hale getirdiğiniz zaman, kurumsal yönetime doğru önemli adımlar atmış olursunuz. Kurumsallık, şirketin sürdürülebilirliği için insandan bağımsız hale getirici yöntem ve metotları uygulama sanatıdır. 

Kurumsallık Nasıl Olur?

Şirketler kendisini bireylerin stillerinden ve düşünce yapılarından soyutlayıp, bunları sistematik davranış biçimleri ve temel ilkeler haline getirebilirse, o zaman kurumsallığı sağlayabilir. Kurumsallık kavramında kişilere bağlı kalmamak en mühim noktadır.

Kurumsallık İlkeleri

Kurumsallık ilkeleri kurumsallaşmanın temel yapı taşlarını içerir. Bireylerin etkisini azaltıp, sistematik enstrümanların etkisini artırmayı amaçlar. Kurumsallık ilkeleri aşağıdaki gibidir;

  • Şirket içerisindeki temel ilkeleri oluşturmak
  • Vizyon ve ortak hedefleri ortaklaştırmak
  • Şeffaflık (paydaşlara şeffaf bir şekilde paylaşım yapmak ve bu bağlamda geri bildirimler almak)
  • Öngörülebilirlik katmak
  • Vizyonun dinamik bir şekilde hayata geçirildiğine dair somut örnekler sergilemek
  • Vizyon ve ortak hedefleri kalıcı hale getirmek

Durumsallık Yaklaşımının Özellikleri 

    1. Yönetimde tek bir yöntem olamaz.
    2. İşletmeler verimli olabilmek için; organizasyonlarını, liderlik biçimlerini ve yönetim şekillerini çevresel ve içsel koşullara özgü olarak planlamalıdır.
    3. Yöneticiler, hedeflerini yerine getirmek için görev özelliklerinin ve beraber çalışacağı arkadaşlarının durumlarını incelemeli ve buna göre karar vermelidir.
    4. Liderler, duruma özgü çözümler bulmalıdır.
    5. “Şirketimi yönetmenin en iyi yolu nedir?” sorusuna evrensel bir yanıt verilemez.
    6. Şartlar; kişinin davranış, yönetim ve liderlik biçimini belirler.
    7. Şirketler açık sistem olmalıdır. Örneğin, inşaat demiri satan bir firma olduğumuzu düşünelim. İnşaat demiri, uluslararası borsalardaki döviz cinsinden fiyatlarla belirlenir ve uluslararası politik durumlardan çok ciddi şekilde etkilenir. Demirin fiyatı saatten saate değişebilir ve bu değişkenlik pazarımızı ve kararımızı değiştirebilir. Eskiden verilmiş kararların her zaman geçerli olamayacağını bu örnekten anlayabiliriz. Bu kapsamda sistemsel olarak açık bir yapıda olmak çok önemlidir. 
    8. Çalışanlar dinamik ve çevik olmalıdır. Eğer sadece tek bir kural olsaydı, öngörülebilir bir şirketimiz olurdu ama tek bir kuralın olması başarısızlığa yol açacağı için kapalı bir sistem sadece ütopyadan ibaret kalır. Durumsallıkta açık bir sistem bulunduğu için dinamiklik ve çeviklik gerekir. Bu kapsamda hıza ve değişken koşullara uyum sağlamak da çok önemlidir.

Durumsallık Yaklaşımı Örnekleri

İşletmelerde durumsallık yaklaşımına yönelik birçok örnek karşımıza çıkmaktadır. Aslında her kurumun hayatında (farkında olup olmasa da) durumsallık örnekleri mevcuttur. Kurumsallık yaklaşımını kurumsallaşma yolunda başarı ile uygulayanlar olduğu gibi, başarısız olanlar da karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda aşağıdaki örnekler sayesinde durumsallık yaklaşımını daha iyi anlayabiliriz;

Otomotiv Yan Sanayide Durumsallık Yaklaşımı

Otomotiv yan sanayi şirketinde stratejik plan yapmak oldukça yaygındır ve işletmeleri yönetimsel aşamada başarıya ulaştırır. Genellikle, otomotiv yan sanayi, otomotiv ana sanayinin yedi senelik döngüsünde çalışır. Kullandığımız otomobil ve diğer araçlar genelde yedi senede bir kasa olarak değişiklik gösterir. O 7 sene içerisinde ise çok fazla değişik olmaz. Dolayısıyla, otomotiv sanayinin yan sanayisine yaptırdığı parçaların ömrü görülebilir ve iyi-kötü planlanabilir yapıdadır. Bu yüzden otomotiv yan sanayi firması, beş yıllık bir planı iyi bir şekilde gerçekleştirebilir. Bu şirket beş yıllık planlamayı iyi bir şekilde yapabilirse kurumsallaşma ve iyi yönetişim kapsamında geleceğini öngörülebilir hale getirir ve stratejik planın kendisine sunduğu çeşitli aksiyonları yayarak işini en verimli şekilde yapmasına imkân tanır. Kısacası, otomotiv yan sanayinde durumsallık yaklaşımı kapsamında stratejik plan yapmak doğru bir yöntemdir.

Start-Up İşletmelerde Durumsallık Yaklaşımı 

Otomotiv yan saniyede işe yarayan yöntem ve yaklaşım start-up bir işletmede işe yaramayacaktır. Girişimci bir şirkette 5 yıllık planlama yapmak belirsiz olur. Stratejik plan, sektör ve koşullar değiştiğinde aynı başarıya ulaştıramayabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, stratejik plan metodunun otomotiv yan sanayi için şu anda doğru olmasına rağmen, girişimci için yanlış bir araç olduğunun ortaya konulmasıdır. 

Yazılım İşletmelerinde Durumsallık Yaklaşımı

Yazılım firmalarında genelde karşımıza çıkan organizasyonel yönetim yapısı genelde daha esnek ve hibrit modeller şeklindedir. Başka bir deyişle, yazılım firmaları hiyerarşik yapılardan uzaktır. Uzman, direktör, müdür gibi hiyerarşik yapılardan ziyade, takımlar mevcutta olur. Ekipler kendi içinde bölünür. Bir takım üyesi, başka bir takımın lideri olabilir. Tek bir kişinin tek bir kişiye raporlaması burada olmaz.

Ağır sanayi gibi yapılarda genelde hiyerarşik yapılar ağırlıktadır. Yedi yıllık planları olur ve bu planlarda her nokta öngörülebilir, sistematik ve mekanik şekildedir. Örneğin, otomotiv yan sanayide proje ekipleri vardır. Proje departmanında malın siparişinden teslimine kadarki bütün süreçler yönetilir ve koordine edilir. Bu departman yeri geldiğinde satışla çalışır, yeri geldiğinde satış, satın alma, lojistik, depoya ve üretim planlamaya talimat verir ve bu alanlara hesap da verir. Klasik yapıdaki bir kişinin, diğer kişiye rapor verdiği düzen bozulmuştur. Proje departmanı işin içine girdiğinde kafadaki “Otomotiv yan sanayinde başarıya ulaşmanın tek yolu hiyerarşik yapıdan geçer.” gibi önyargılar çöker çünkü burada modern bir şekilde durumsallık yaklaşımı sergilenir. Yazılım firmalarındaki hibrit modeller gibi otomotiv yan sanayi şirketleri de proje departmanlarını kurmuştur ve böylece farklı kişilerin etkileşim içinde olduğu ve takım çalışması ile başarıya ulaştırdığı modele geçilmiş oldu.

Bir proje ekibi lideri olduğunu ve bu liderin çalışanlarına görev atadığını düşünelim. Projenin teslim tarihi gecikirse bu proje liderinin ciddi bir eleştiri alacağını varsayalım. Bu noktada sıkı iş takibi ve mikro yönetim gibi çeşitli yöntemlerden bahsedilebilir. İlk yöntem ile lider, belli bir işte ve sektörde altta çalışan kişilere mikro yönetim uygulayarak ve gün bazında hedeflerle alakalı adımların atılıp atılmadığını kontrol ederek proje teslim tarihini kaçırmayabilir. Başka bir yöntem ile lider alttakilerine “Sizin başarıya ulaşabilmeniz için ben ne yapabilirim?” şeklinde sorabilir. Bu yöntemde lider hedef tarihi verebilir ve onlara koçluk yapabilir ama işi onlara bırakır ve onları çalıştırır. Eğer ekibin içerisinde daha çok inisiyatif kullanmak isteyen insanlar varsa, sıkı iş takibi yerine mikro yönetim işe yarayabilir.

Durumsal Yaklaşım Kurumsallığa Engel Midir? 

Durumsallık yaklaşımı ve kurumsallık arasındaki ilişki karmaşıktır. Kurumsallık kavramını nasıl anladığınız, tanımını da etkileyecektir. Eğer kurumsallığı prosedür ve kurallardan oluşan bir kavram olarak görüyorsanız, durumsallık ile olan bağlantısını tam olarak kuramayacaksınızdır. Aksine, kurumsallığı insanlardan bağımsız hale gelmek ve sürdürülebilir bir şirket yapısına ulaşmak olarak algılıyorsanız, durumsallık kavramının çok iyi bir araç olduğunu göreceksiniz. Kısacası yönetimde durumsallık yaklaşımı ya çelişkili ya tutarlı olacaktır.  

Durumsallık yaklaşımı çeviklik ve dinamiklik gerektirir. Kavram olarak “duruma göre” anlamına geldiği için durumsallık, farklı bir yöntem setinin halihazırda olmasını ve bu yöntem setinden o ana ve şarta en uygun yöntemin seçilip uygulanmasını içerir. Kurumsallık yaklaşımı eskiden aşağıdaki gibiydi;

  • Kurallar bütünü olmalıdır.
  • Her detay yazılı olmalıdır.
  • Her nokta bir kurala ve sisteme bağlanmalıdır ve böylece inisiyatife gerek de kalmaz.

Yukarıdaki kavramlar yanlış değildir ama günümüzün teknolojik dünyasındaki hız kavramı artık işin içine girmelidir. Dolayısıyla, kurumsallığı “yazılı talimatlar bütünü” şeklinde ele almak yanlış olabilir. Kurumsallık denince akla devletin bürokratik yapısı geliyorsa durumsallıktan uzaklaşıyorsunuz demektir. İşletmeler, kişilerden bağımsız hale geldiğinde kurumsallık gerçekleşebilir. Kurumsallığın sürdürülebilirliğini sağlamak da durumsal yönetim ve durumsal liderlikten geçer. Kurumsallık, nihai olarak ulaşmak istediğimiz hedef anlamına gelir. Bir dağın zirvesi, kurumsallıktır. Zirveye ulaşmanın yollarında da durumsallık yaklaşımı devreye girer. Tek bir yönteme saplantı şeklinde bağlı kalınmamalıdır. 

Şirketler Durumsal Yaklaşım ile Kurumsallaşabilir Mi?

Alet çantanızı açtığınızı düşünün. Bu çantanın içinde pensler, tornavidalar, vidalar, kargaburun, torkmetre, alyan takımı ve ingiliz anahtarı gibi birçok alet bulunuyor. Evinizdeki masanın da sağlamlaştırılması gerektiğini varsayalım. Bu noktada, masaya uygun tornavida ve kargaburun seçmek gerekir. Seçimler işe yaramazsa iki çubuğu birleştirip başka bir alet yaratabilirsiniz. Örneğimizdeki durumsal yaklaşım yeni alet üretmeyi denemektir. İki çubuğu birleştirip sıkışmış vidayı çıkarabilmek için sergilenen yaklaşım durumsaldır. Eldeki araç ve imkânlara göre davranıldığında durumsallık ortaya çıkar. 

Durumsallık yaklaşımı kurumsallıkla çelişmez hatta şirketinize esneklik ve çeviklik kazandırır. Şirketi büyütmek adına durumsallık yönetimi yeni yollar açar ve sizi inovasyona doğru iter. Bu sayede daha çok düşünür ve daha çok çözümler üretirsiniz.

Durumsal Liderlik 

Durumsal liderlik, koşullara ve kişilere özgü olarak liderlik biçimi sergilemeye verilen isimdir. Tek bir liderlik yönteminin, her yerde aynı sonucu vermeyeceğini kabul edip, farklı kişi, zaman ve koşullara özel bir biçimde liderlik becerileri sergilemektir. Emredici, koçluk, geri bildirim verici, yapıcı ve hedef ve yol odaklı bir yöntem belirleyebilirsiniz. Farklı durumlara göre de bu yöntemler arası geçişler yapabilirsiniz.

Durumsal Yönetim

Durumsal yönetim, şirketlerin yönetimde durumsallık yaklaşımını benimsemesine denir. Sadece tek bir yöntemin doğru olduğu saplantısına takılı kalmadan, farklı durumlar karşısında farklı yöntemleri deneme cüretini gösterme cesaretine durumsal yönetim denir. Durumsal yönetim, durumsallık yaklaşımının uygulama alanları arasında en önemlilerinden birisidir. 

Durumsal yönetimde şirket, tek bir yönteme bağlı kalmamalıdır. Örneğin, eskiden çok başarılı bir şirkete sahiptik ve çok satış gerçekleştirmiştik diyelim. Yöntemlerim işe yaradı ve şirket bugünlere kadar geldi. Bugün ise aynı yöntemleri uyguluyor olmama rağmen şirketim başarılı olamıyor. Örneğimizde karşımıza çıkan kavram durumsallıktır. Eskiden yaklaşımımız doğruydu ve o koşula uygundu ama günümüzde bu yöntem artık uygun değildir. Dolayısıyla durumsal yönetim, çeviklik ve dinamikliğe kavuşabilme sanatıdır. Eğer geçmişteki yöntemlerinize ve başarılarınıza takılıp kalırsanız, bataklığa saplanabilirsiniz çünkü böylece durumsallıktan uzaklaşırsınız. 

"Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.” Albert Einstein

Durumsal yönetim, ilkesizlik ve bugün dediğinin yarın aksini söylemek değildir. Durumsallıkta davranış ve teknikler değişir, ilkeler değişmez. Diyelim ki bir şirket, çevre dostu, duyarlı ve hassastır. Kâr ettiğinde çevre dostu ürünler üretmek, kâr edemediğinde ise çevre dostu olmayan ürünler üretmek veya çevreyi kirletmek durumsallık yaklaşımına uygun değildir. Şirketin bu kapsamda temel ilkeleri ve amaçları olmalıdır. İlke ve amaçlarda değişkenlik uygulanamaz. Sadece ilke ve amaçlara giden yolda uygulanan yöntemlerde değişiklikler uygulanabilir.

Mesela, karşımızda bir dağ var ve biz bu dağın zirvesine tırmanmak istiyoruz. Çocukluğumuzdan beri bu dağın zirvesine çıkmak bizim en büyük hedeflerimizden biriydi. Dağın önüne gelmek ve dağa tırmanmak temel ilkemiz ama bu dağa nasıl tırmanılacağına dair yöntemler değişebilir. Dağcılık ekipmanlarımızla dağa tırmanıyoruz ve bir anda kar ve buzlanma meydana geliyor. Bu kapsamda daha güvenli bir yol tercih etmek veya geri dönüp daha iyi koşullarda tekrar dağa çıkmak daha mantıklı olacaktır. Aksi halde, soğukta aynı şekilde tırmanmaya devam etmemiz ölmemizle sonuçlanabilir. Yorgunluk seviyemiz ve hava koşulları gibi şartlar değiştiği için bu kapsamda durumsallık yaklaşımını uygulamak çok mühimdir.

Durumsallık ve Kurumsallık - Albert Solino

Albert Solino olarak bazı temel hizmetlerimiz bulunmaktadır;

  • Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Yol Haritası 

Şirketlerin kurumsallaşmak istediği noktada mevcudu analiz ederiz. Mevcudun ne olduğunu ortaya koyar ve analiz sonucunda elde ettiğimiz bulgularla sorunların tespitini gerçekleştiririz Sorunları tespit ettikten sonra çözümlerine dair yol haritasını çıkarırız. Bu çalışma esnasında durumsal yaklaşımları ortaya koyarız. Gelişim yol haritasındaki projeleri oluştururken genel geçer çözümler üretmek yerine şirkete özgü yöntemler öneririz. Buna yönelik projeleri kaleme alıp, işletmeyle birlikte üzerine tartışmalar yaparız.

  • Kurumsallaşma Danışmanlığı 

İşletmelerin mevcut durumlarını iyi bir şekilde anladıktan sonra ve kurumsal yapıya ulaşmadan önce; iş akışları, prosedürleri, süreçleri, görevleri ve organizasyon yapısı anlamında kurumsal yapıyı tasarlar ve dönüşümünü gerçekleştiririz. Kurumsal dönüşüm danışmanlığı kapsamında şirketin sektörüne, çalışan sayısına, organizasyondaki bulunan kişilerin genel sahip olduğu yapıya ve firmanın temel değerlerine özgü durumsal yaklaşım örnekleri sergileriz. Dolayısıyla, müşterimiz bize geldiği zaman Albert Solino olarak “Elimizde bir şablon, doküman veya tasarım seti bulunuyor. Buyurun, bunu hemen size verelim.” şeklinde söylemlerde bulunmayız. Bu yöntem, şirketlerde işe yaramayacaktır. Farklı liderlik, yöntem ve sektörde tek bir şablon vs. işe yaramaz. Bu sebeple şirkete özgü yapılar kurup, yöntemler kullanırız. Bazı şirketlere organizasyonel yapıları önerebilirken, diğer şirketlere daha hiyerarşik yapıları önerebilmekteyiz. Birçok şirkete de hibrit ve modern takım yapılarını önerebiliriz. 

  • Dijital Dönüşüm Danışmanlığı 

Tüm dünyada dijitalleşme konusu gün geçtikçe daha da fazla önem taşımaktadır. Şirketler, hem bireysel hem kişisel kapsamda dijitalleşme yolculuğu trenine atlamalıdır, hatta çoktan atlamaları gerekirdi. Dijital dönüşümün hayata geçirilebilmesi için ilk önce dijital dönüşüm analizi, dijital dönüşüm olgunluk analizi ve dijitalleşme yol haritasının ortaya çıkarılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu nedenle Albert Solino olarak biz de tüm bu hizmetleri sağlamaktayız. Durumsallık yaklaşımını da işin içine katarak işletmenin o anki ihtiyaçları, durumları ve koşullarına göre çerçevesi belirlenmiş olgunluk analizlerini yapmaktayız. Analizlerin ışığında, ileride dijitalleşme projelerin ortaya çıkarılması ve dijitalleşme yol haritasının belirlenmesini gerçekleştirmekteyiz. Dijitalleşme yol haritasında ortaya çıkan projeleri durumsal yaklaşım çerçevesinde örneklendirip, doğru zaman ve şartlar altında her bir departman ve süreçte dijital dönüşümünü yapacak şekilde hayata geçirmekteyiz. Örneğin, satış süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve insan kaynakları süreçlerinin dijitalleşmeye uygun tasarlanıp sonra da dijital çözümlerin adapte edilmesi gibi yöntemleri uygulamaktayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.